Çocuk Ceza Hukuku

Yayınevi: Yetkin Yayınları
Yazar: Ali Rıza ÇINAR
ISBN: 978-605-05-0606-8
Stok Durumu: Stokta var
49,50 TL 55,00 TL

Adet

 
   0 yorum  |  Yorum Yap
Kitap Künyesi
Yazar Ali Rıza ÇINAR
Baskı Tarihi 2020/06
Baskı Sayısı 1
Boyut 16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Cilt Karton kapak

Çocuk Ceza Hukuku Suça Sürüklenen Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanmaları

Prof. Dr. Ali Rıza ÇINAR

2020/06 1. Baskı, 263 Sayfa

ISBN 978-605-05-0606-8

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ 7

İÇİNDEKİLER 13

KISALTMALAR 19

GİRİŞ 21

BİRİNCİ BÖLÜM

ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ VE ÇOCUK 

KORUMA YASASI HAKKINDA

GENEL BİLGİLER

I. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 29

II. Çocuk Koruma Yasası Hakkında Temel Bilgiler 31

1. Yasa’nın Düzenleniş Biçimi ve Değindiği Konular 31

2. Amaç 33

3. Kapsam 33

4. Tanımlar 34

5. Temel İlkeler 34

III. Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri 36

1. Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararı Alınmasında Yetki ve Yöntem (Usûl) 37

2. Acil Koruma Kararının Alınması 39

3. Denetim Altına Alma Kararı 40

4. Çocuk Hâkiminin Koruma Kararına Karşı Yasa Yolu 42

İKİNCİ BÖLÜM

CEZA HUKUKUNDA ÇOCUK VE CEZA 

SORUMLULUĞU

I. Çocuk Kavramı 45

II. Ceza Sorumluluğu ve Kusur Yeteneği Kavramı 47

III. Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü 48

IV. Yaş Küçüklüğüne (Çocuklara) İlişkin Dönemler 51

1. Birinci (0-12) Yaş Dönemi 52

2. İkinci (12-15) Yaş Dönemi 55

3. Üçüncü (15-18) Yaş Dönemi 65

V. Ceza Sorumluluğu Bulunan Çocuklara Yönelik 

Yaptırımlar 71

1. Türk Ceza Yasası’nda Yaptırımlar 71

2. Kısa Süreli Hapis Cezasının Başka Yaptırımlara Dönüştürülmesi/Çevrilmesi 73

3. Hapis Cezasının Ertelenmesi 80

4. Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma 85

5. Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri 87

6. Suçta Tekerrür 88

VI. Kabahatler Yasası’nda Çocuklara İlişkin Yaptırımlar 90

VII. Dava ve Cezanın Düşürülmesi 90

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

SORUŞTURMA

I. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Soruşturma 95

II. Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Bürosu 95

III. Suçun İşlendiği Yerin Bağlı Olduğu Ağır Ceza Mahkemesi ile Bağlı Bulunduğu Çocuk Mahkemesi veya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Farklı Yerlerde Bulunduğu Durumda Soruşturma 97

IV. Çocuk Mahkemeleri ile Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri Bulunmayan Yerlerde Soruşturma 98

V. Kolluğun Çocuk Birimi 98

VI. Soruşturma İşlemleri Sırasında Çocuğun Yanında Sosyal Çalışma Görevlisi ve Müdafi Görevlendirme 100

1. Sosyal Çalışma Görevlisi Bulundurma 100

2. Müdafi Görevlendirme 100

VII. Suça Sürüklenen Çocukların Soruşturmasında Çocuk

Hâkimi 101

VIII. Suça Sürüklenen Çocukların Soruşturmasında 

Sulh Ceza Hâkimi 102

IX. Ceza Yargılama Yasası’nda Yer Alan Koruma Tedbirlerinin Uygulanmasında Çocuklara Özgü Hükümler 104

1. Yakalama Koruma Tedbiri 104

2. Gözaltı Koruma Tedbiri 105

3. Yakalanan ve Tutuklanan Kişilerin Nakilleri Sırasında Kelepçe Takılması Tedbiri 105

4. Tutuklama Yasağı ile İlgili Çocuklara Özgü Hükümler/Düzenlemeler 107

5. Tutuklama Süresi 108

6. Adli Kontrol Tedbiri ile İlgili Çocuklara Özgü Hükümler/Düzenlemeler 110

7. Adli Kontrol Tedbirlerine Uymama 111

X. Soruşturmadan Sonuç Çıkarılması/Soruşturmanın Sona Ermesi 112

1. Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı 112

2. Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı 114

3. İddianameyle Ceza Davası Açılması (Kamu Davasının Açılması) 115

XI. Suça Sürüklenen Çocukların Soruşturma Evresini Sona Erdiren Nedenler 116

1. Uzlaşmayla İlgili Çocuklara Özgü Hükümler/ Düzenlemeler 116

2. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi 117

3. Seri Muhakeme Usulü 119

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

KOVUŞTURMA

I. Kovuşturma Evresi Hakkında Genel Bilgiler 121

II. Adli Yargı Ceza Mahkemelerinin Güncel Örgütlenmesi 122

III. Çocuk Mahkemelerinin Tarihçesi 123

IV. Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu 124

1. Çocuk Mahkemesi 125

2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 125

V. Çocuk Mahkemelerinin Görevi 126

1. Çocuk Mahkemesi 127

2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 127

3. Çocukların Yetişkinlerle Birlikte İşlediği Suçlarda Görevli Mahkeme 128

VI. Çocuk Mahkemelerinin Yargı Çevresi 132

VII. Çocuk Mahkemelerine Hâkimlerin Atanmasında Göz 

Önünde Bulundurulacak Nitelikler 133

VIII. Çocuk Mahkemelerinde Görev Yapmak Üzere 

 Hâkimlere Yetki Verilmesi 134

IX. Çocuk Mahkemelerinde Görevlendirilecek Hâkimlerin, Cumhuriyet Savcılarının ve Diğer Görevlilerin 

Eğitimleri 134

X. Çocuk Mahkemeleri ile Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri Bulunmayan Yerlerde Kovuşturma 135

XI. Suça Sürüklenen Çocukların Kovuşturma Yöntemi

(Usulü) 135

1. Duruşma Hazırlığı Devresi 137

2. Duruşma Devresi 138

a. Çocukların Duruşmasının Zorunlu Olarak Kapalı Yapılması 139

b. Müdafii Bulunmayan Çocuğa Zorunlu Olarak 

Müdafi Görevlendirilmesi 139

c. Duruşmalarda Çocuğun Yanında Sosyal Çalışma Görevlisi Bulundurulması 140

d. Çocukların Duruşmalarında Hazır 

Bulunabilecekler 141

e. Çocuğun Duruşmadan Bağışık (Vareste) 

Tutulması 142

f. Duruşmanın Düzen ve Disiplini 142

3. Duruşmadan Sonuç Çıkarma/ Son Karar/Hüküm 

Devresi 142

a. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması 146

b. Kovuşturma Evresinde Uzlaştırma 147

XII. Basit Yargılama Usulüyle İlgili Çocuklara Özgü

 Hükümler/Düzenlemeler 149

XIII. Yargılama Giderleri 149

XIV. Yasa (Kanun) Yolu 152

SONUÇ 157

KAYNAKÇA 163

EKLER 

I. ÇOCUK MAHKEMELERİ VE ÇOCUK AĞIR CEZA MAHKEMELERİ LİSTELERİ 169

1. Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinin Hangi İl ve İlçelerde Kurulduğu ile Bunlardan Faaliyette Olan Yerleri Gösteren Liste 

(Bkz. Tablo 1) 169

2. En Yakın Çocuk Mahkemelerinin Bulunduğu Yerleri Gösteren Liste (Bkz. Tablo 2) 171

3. En Yakın Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinin Bulunduğu Yerleri Gösteren Liste (Bkz. Tablo 3) 172

II. KONUYLA İLGİLİ SÖZLEŞMELER, KANUNLAR VE YÖNETMELİKLER 173

1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme 173

2. Çocuk Koruma Kanunu 197

3. Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 219

4. Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik 243


Çocuk canlı, cana yakın ve sevimlidir. Aynı zamanda çocuk, saflığın ve kusursuzluğun simgesidir. Ancak çocuklar, toplumun en güçsüz kesimidir. Çünkü onlar; bedensel, düşünsel, ekonomik ve sosyal yönden yetersiz olduklarından bağımlı insanlardır. Bu nedenle çocuklar, geçmişte(tarihte)  olduğu gibi günümüzde de toplumun en çok sömürülen kesimini oluşturmaktadır. Hukukun asıl işlevi, kendilerini öz güçleriyle koruyabilecek olanları değil de,  güçsüzleri korumak olduğuna göre, doğaldır ki bunların en başında, uzun süre kendi hak ve özgürlüklerinin bilincinde olamayan çocuklar gelmektedir. Başka bir deyişle çocuklar, hukukun koruyucu kanatlarının altına alınacakların başında gelirler.

Bu nedenlerle, insanlığın geleceği olan çocukların korunması için özel bir hukuki düzenlemeye gereksinim doğmuştur. Bunun sonucu olarak, uluslararası bildirgeler biçiminde çeşitli ve ayrı düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi, 20 Kasım 1989 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”dir. Bu sözleşme hükümleri, ülkemizde 1995 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak kabul edilmiş olduğundan, iç hukukumuzun bir parçası hâlinde gelmiş ve yasal olarak devletimizi bağlamaktadır.

Görülüyor ki çocukların özel olarak korunmalarını, hukuksal düzlemde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, açıkça buyurmuşlardır. Böylece çocukların haklarını korumakla yükümlü “devlet” dir.

Çocuğa ve onun haklarına yapılan yatırım, gelecek kuşaklara yönelik en önemli yatırımdır. Atatürk’ün çocuklara verdiği değeri gösteren sözleriyle; “Çocuklar geleceğimizin güvencesi ve yaşama sevincimizdir, bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.”

Çocuklar, nasıl bir çocukluk yaşarsalar, onlar da öylesine bir büyüklük (yetişkinlik) yaşarlar ve kendilerinden sonra gelecek kuşaklara da öylesine bir çocukluk yaşatırlar. Bu bağlamda çocuk, özgürlüğü ve insan haklarını ne derece derinlikte yaşarsa, bunu yeni kuşaklara da o derecede yayarak devam etmesini sağlar. Çünkü yadsınamaz bir olgudur ki birey nasıl bir çocukluk yaşarsa, öyle bir yetişkinlik yaşar; öylesine de çocuk yetiştirir. Bu nedenle, bir toplumun demokratik kültürüne ve geleceğine ilişkin en yararlı yatırım, en verimli katkı çocuk haklarını kökleştirme, sayılabilir.

Böylece çocuk hakları kapsamında, uluslararası insan hakları ve anayasal temel haklar, yalnızca çocuklar için yenilenmekle kalmazlar; aynı zamanda tüm toplum için derinleştirerek yaygınlaştırılmış olur.

Çocuk hakları, insan haklarının ve anayasal temel hakların onsekiz yaşından küçük çocuklara da tanınması ile ortaya çıkmıştır. Türkiye nüfusunun yüzde otuza yakını (27,5) onsekiz yaşından küçük çocuklardan oluşmaktadır. Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerin çocuk nüfuslarının toplam nüfus içindeki oranı yaklaşık yüzde yirmidir (18,6).

Ülkemiz gibi genç ve çocuk nüfusunun yüksek olduğu, genelde “insan hakları”, özelde ise “çocuk hakları” konusundaki çalışmaların önemi çok daha büyük ve anlamlı olmaktadır.

Çocuk hakları yalnız klasik insan haklarından oluşmazlar. Bu haklar arasında insan haklarının yanı sıra salt çocuklara özgü haklar da yer almaktadır. Ana babayı tanıma, onlardan ayrılmama, oyun oynama, eğitim görme, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmama, cinsel istismardan korunma, askere alınmama, ayrıcalıklı yargılanma hakları gibi.

Ülkemizde hâlâ temel öğrenimden yararlanamadıkları için okuma yazma bilmeyen çocuklar bulunmaktadır. Ayrıca çocuklara verilen eğitimin içeriği de sorgulayıcı değil, özgür düşünceyi bastırıcı, ezberci ve gerçekleri çarpıtıcıdır. Bu nedenle de beyinleri karartıcı ve karıştırıcıdır. Bundan dolayı, eğitim sisteminde geleceği yönetecek olan çocuklara iyi birer yurttaş̧ olma, akılcı, demokratik, eleştirel bir özellik kazandırma ne kadar yer almaktadır, bu durum sorgulanmalıdır.

Eğitimin ışığından yoksun kalmış çocuklardan daha kötü durumda olan çocuklar; aile yuvasının sıcaklığından yoksun kılınmış çocuklardır. Aile dışına itilmiş ve kendi hâline bırakılmış olan kimsesiz çocuk sayısı ülkemizde milyonu bulmaktadır.

Ayrıca Türkiye’de, ülkelerinde başlayan iç karışıklık ve savaştan kaçarak daha iyi yaşam koşulları için göç ederek gelen, çoğu Suriyeli olmak üzere,  dört milyon mülteci yaşamaktadır. Bunlardan, UNCHR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği)’ nin, verilerine göre, yaklaşık iki milyona yakınının ( 1.74) çocuklardan oluştuğu da bilinmektedir. Özellikle, yaşam umutlarını, sınırlar ötesinde arayan yaklaşık iki milyon Suriyeli çocuğun, bu süreçlerde, ekonomik, psikososyal ve kültürel olmak üzere pek çok riskle baş etmek zorunda kalarak büyüdükleri ise acı bir gerçektir.

Giderek ağırlaşan ekonomik ve sosyal koşullar, özellikle yoksulluk ve işsizlik çocukları istismarcı çevrelerin kucağına itmiştir. En çarpıcı durum ise, kendilerini suça iteleyen nedenler ve asıl sorumlular üstünde hiç düşünmeksizin, suça sürüklenen çocukların en ağır ceza olan özgürlüğü bağlayıcı hapis cezası ile cezalandırılmalarıdır.

Ayrıca, günümüzde Avrupa ülkelerinde onbeş olan ceza sorumluluk yaşı da Türk Ceza Yasası'nda oniki yaş olarak düşük tutulmuştur. Bundan dolayı, oniki yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını bitirmemiş olan suça sürüklenen/itilen on binlerce çocuk, hakkında hükmedilen hapis cezası nedeniyle cezaevlerinde bulunmaktadırlar.

Çocuk hakkındaki karar, çocuğun özel koşulları ve gereksinmeleri gözetilerek verilmelidir. Çocuk, yetişkin suçluların tabi olduğu Ceza Yasası’nın katı ve cezalandırıcı hükümleri ile Ceza Yargılama Yasası’nın karmaşık ve şekilci kurallarından uzak tutulmalıdır.

Ülkemizde, ‘Çocuk Koruma Yasası’ndaki hükümler yeterli olmadığı için, Türk Ceza Yasası’nın ve Ceza Yargılama Yasası’nın kuralları suça sürüklenen çocuklara da uygulanmaktadır. Bu söz konusu yasalarda az da olsa çocuklara özgü düzenlemeler bulunmaktadır. İncelememizde bunların yetersiz olduğu ve uygulamada sorunlar yaşandığı, köklü değişikliklere gereksinme olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Türk Ceza Yasası, Ceza Yargılama Yasası ve Çocuk Koruma Yasası’nda, çocukların sorumluluğu düzenlenirken “suçtan” hareket edilmesi bilimsel temellere (esaslara) aykırıdır. Burada suçtan değil, eylemden/fiilden söz edilmesi gerekirdi. Çünkü, yaptığı eylemi algılama ve davranışlarını buna göre yönlendirme yeteneği bulunmayan kimsenin kusurlu davranabilmesi olanaklı (mümkün) değildir. Başka bir deyişle her suçta zorunlu olarak bulunması gereken suçun manevi öğesi ( unsuru)  oluşmaz/gerçekleşmez. Ceza hukukunun temel kuralı da “kusursuz suç ve ceza olmaz” ilkesidir. Suç işleme yeteneği bulunmayan kimselerin eylemleri/fiilleri suç oluşturmayacağı için yaptırım da ceza değil güvenlik önlemidir/tedbiridir. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar ile ilgili yargılama suç ve ceza ile ilgili olmadığı için ceza yargılaması değildir. Ceza yargılamasının konusu suç ve cezadır. Çocuklara ilişkin yargılamada suç ve cezadan söz edilemez. Ayrıca kusurlu davranma yeteneği (kabiliyeti) bulunmayanların yargılamaya (muhakemeye) katılabilmeleri; hak ve yükümlülüklerini bilebilmeleri ve bunlara uygun davranabilmeleri de olanaksızdır. Daha doğrusu çocukların gerçek anlamda yargılama (muhakeme) süjesi olabilmeleri de mümkün değildir. Örneğin; Ceza Yargılama Yasası’nın aydınlatma yükümlülüğüne ifade alma veya sorguya, özellikle de savunmaya ilişkin hükümlerin (m. 135, 135a, vd. ) bunlara uygulanabilmesi olanaksızdır.

Çocukların Türk Ceza Hukuku’nun suç, ceza ve yaptırımları dışında tutulması gerekir. Bu nedenle de Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki temel ilkeler de gözetilerek bir an önce çocuğun haklarını koruyucu ayrı bir yasa yapılması zorunlu olduğu kanısındayım. Çıkarılacak bu yasada çocuklar için suç, ceza gibi kavramlara yer verilmemeli ve özgürlüğü bağlayıcı ceza olarak hapis cezasını öngören hiçbir yaptırım yer almamalıdır. Çocuklara özgü koruyucu ve destekleyici başta eğitim tedbiri olmak üzere bakım ve sağlık tedbirleri öngörülmelidir.

Özellikle çocuklara ilişkin hükümlerin temel felsefesi cezalandırma üzerine değil, eğitme ve topluma yeniden kazandırma üzerine kurulu olmalıdır. Çünkü “suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenmiş/itilmiş çocuk vardır”. Söz konusu bu düşünceden hareketle, çocukların cezalandırılması yerine topluma kazandırılmaları için çaba gösterilmelidir.

Yasalarımıza göre; “suça sürüklenen çocukların ceza sorumluluğu ve yargılanmaları” konusundaki bu incelemenin, yukarıda açıkladığımız ilkeler gözetilerek yapıldığını söyleyebilirim.

Günümüzde buluşların temelinde merak ve hayal kurmanın bulunduğu kabul edilmektedir. Bundan dolayı çocukların ve gençlerin hayallerini ve umutlarını gerçekleştirmek için yaptığı davranışlarında yanlışlar olabilir. Bu yanlışlarını eğitim yoluyla düzeltmeye çalışmamız gerekir. Bunları cezalandırma yoluna gittiğimizde toplumun geleceğini karartmış oluruz.

Bu koşulların ne denli gerçekleştiğini, elbette kitapta yansıtılan kuramsal ve yargısal görüşleri inceleyen okurlar değerlendireceklerdir. Yapıt, Yargıtayın son kararları ile de zenginleştirilmiştir.

Ayrıca kitabın Kaynakça’dan sonraki kısmına, okurlara yararlı olacağı düşüncesiyle “ekler” yapılmıştır. Söz konusu ekler;  Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri listeleri ile konuyla ilgili Sözleşmeler, Kanunlar ve Yönetmeliklerden oluşmaktadır.

Kitap, bir bütün olarak öğreti ve uygulamadaki meslektaşlarımızın değerlendirmesine sunulmuştur. Aynı zamanda kitap öğrencilere de yöneliktir.

Kitabın yazılmasında ve basılmasında katkılarından dolayı gönülden teşekkür borçlu olduklarımı da anmak istiyorum.

Tezli yüksek lisans derecesi de bulunan değerli meslektaşım Av. Sezgi AYDOĞAN, düzeltilerde özenle ve kendi çalışmasıymışçasına coşkuyla yardım etti, gönülden teşekkür ederim.


Ayrıca, kitabın basım sürecinde ilgisini ve özenini esirgemeyen Yetkin Basım, Yayım ve Dağıtım A.Ş. yöneticilerine, özellikle Sayın Muharrem Başer ve tüm yayınevi çalışanlarına teşekkür ederim.

Elinizdeki çalışma, kendi alanında Türk hukuk sistemine biraz olsun katkıda bulunabilirse mutluluğum bu olacaktır.

Bu umutla…

 

 

Geyikli/Çanakkale, Mayıs 2020

          Prof. Dr. Ali Rıza ÇINAR

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.