Güvenlik Ekseninde Avrupa Birliği Mülteci Hukuku

Yayınevi: Yetkin Yayınları
Yazar: Tülay YILDIRIM
ISBN: 978-605-05-0075-2
Stok Durumu: Stokta var
37,80 TL 42,00 TL

Adet

 
   0 yorum  |  Yorum Yap
Kitap Künyesi
Yazar Tülay YILDIRIM
Baskı Tarihi 2016/08
Boyut 16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Cilt Karton kapak

MH478
Güvenlik Ekseninde Avrupa Birliği Mülteci Hukuku
Yrd. Doç. Dr. Tülay YILDIRIM
2016/07 Baskı, 194 sayfa
ISBN 978-605-05-0075-2 

Yüzyıllardır insanlar, silahlı çatışmalardan, doğal felaketlerden ve siyasal sebeplerden ötürü göç etmek zorunda kalmışlardır. Günümüz dünyasında giderek büyüyen küresel göç hareketleri, mülteci sorununu ortaya çıkarmıştır. Dünyadaki şiddet ve istikrarsızlıkla orantılı olarak artan göç ve sığınma talepleri ülkeleri, yeni uluslararası ve ulusal düzeyde hukuki düzenleme yapmak zorunda bırakıyor.

Diğer bölgelere nispeten ekonomik ve siyasi koşulların daha iyi olduğu Avrupa kıtası ise küresel göçten en fazla etkilenen bölgelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle 1990’lardan bu yana Avrupa Birliği etkin bir göç ve mülteci politikası oluşturmak için çalışmaktadır.

Bu çalışmayı yapmamdaki temel neden Avrupa Birliği göç politikalarının, küresel göçün en önemli geçiş bölgelerinden birisi olan Türkiye’yi direkt olarak etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Yasadışı göç veya düzensiz göç, günümüzde ülke güvenliğini en fazla tehdit olan unsurlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye konumu nedeniyle düzensiz ve yasadışı göçten en fazla etkilenen ülkelerden birisidir. Türkiye’nin sınırlarını iyi koruyabilmesi ve sığınma taleplerini iyi yönetebilmesi için etkin bir göç ve mülteci politikasına ihtiyaç duymaktadır. Bu çerçevede Avrupa Birliği mülteci politikasının çok iyi analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.  (Önsöz'den)

İÇİNDEKİLER


ÖNSÖZ 5
İÇİNDEKİLER 7
KISALTMALAR LİSTESİ 11

GİRİŞ 13

I. BÖLÜM:
KAVRAMSAL ANALİZ: GÖÇ, GÜVENLİK VE MÜLTECİ
1) Göç ve Güvenlik 23
2) Avrupa’da Göç ve Güvenlik Tartışmaları 26
3) Mülteci Kavramı 29
a) 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne Göre Mültecilik 30
b) Diğer Uluslararası Sözleşmelere Göre Mültecilik 34
c) Türk Hukukuna Göre Mültecilik 35
d) Avrupa Birliği’nde Mülteci tanımı 36

II. BÖLÜM:
AVRUPA’DA MÜLTECİ HUKUKUNUN DOĞUŞU: MAASTRICHT ANTLAŞMASI VE ÖNCESİ
1) Maastricht Antlaşması Öncesi Sığınma Politikaları 39
a) Avrupa Tek Senedi 40
b) Schengen Antlaşması 42
c) Dublin Sözleşmesi 50
d) Londra İlke Kararları 52
1. Açıkça Temelden Yoksun İltica Başvuruları Hakkında İlke Kararı 52
2. Ev Sahibi Üçüncü Ülkelerle İlgili Meselelere Uyumlaştırılmış Yaklaşım Hakkında İlke Kararı 53
3. Genel Anlamda Ciddi Zulüm Riski Olmayan Ülkeler Hakkında Sonuç Kararları (Güvenli Üçüncü Ülkeler Hakkında Karar) 55
2) Maastricht Antlaşması 58
a) Vize Uygulamalarının Uyumlaştırılması 61
b) Sığınma Prosedürü Asgari Teminatları Hakkında Konsey İlke Kararı 63
c) Mülteci Tanımının Uyumlaştırılması Hakkında Ortak Tutum 65
d) Yerinden Edilmiş Kişilerin Geçici Olarak Kabul Edilme ve İkametleri Hakkında Yük Paylaşımı ile İlgili Konsey İlke Kararı 68

III. BÖLÜM:
AMSTERDAM ANTLAŞMASI VE SONRASI: ORTAK BİR MÜLTECİ HUKUKUNA DOĞRU
1) Amsterdam Antlaşması 71
2) Viyana Eylem Planı 76
3) Tampere Zirvesi 77
4) 2000-2005 AB Mülteci Fonu 78
5) Geçici Koruma Yönergesi 79
6) Avrupa Ortak Parmak İzi Tanımlama Sisteminin Kurulmasına İlişkin Konsey Tüzüğü (EURODAC) 85
7) Kabul Koşulları Yönergesi 2003 88
8) Dublin II Tüzüğü 94
9) Mültecilik Nitelendirme Yönergesi 101
10) Sığınma Prosedürlerini Uyumlaştırma Yönergesi 107
11) Avrupa İçin Bir Anayasa Oluşturan Antlaşma’da Sığınmaya İlişkin Hükümler 115
12) Hague Çok Yıllı Programı (2005-2010) 117

IV. BÖLÜM:
LİZBON ANTLAŞMASI SONRASI AB MÜLTECİ HUKUKU
1) Lizbon Antlaşması 121
2) İade Koşulları Yönergesi 124
3) Avrupa Sığınma ve Göç Paktı 132
4) Stockholm Programı 133
5) Avrupa Sığınma Destek Ofisi (EASO) 140
6) Mülteci Nitelendirme Yönergesi 2011 142
7) Kabul Koşulları Yönergesi 2013 148
8) Sığınma Prosedürlerinin Uyumlaştırılması 2013 152
9) EURODAC 2013 159
10) Dublin III Tüzüğü 162
11) Avrupa Birliği ile Türkiye Geri Kabul Antlaşması 165

SONUÇ 179

KAYNAKÇA 183

KAYNAKÇA

  • Akçadağ Alagöz, Emine: AB’nin Yeni Güvenlik Stratejisi İhtiyacı, 19.8.2013, http://www.bilgesam.org...,
  • Akçadağ, Emine: Yasa dışı Göç ve Türkiye, BİLGESAM Yayıncılık,  İstanbul, Rapor No: 42, 2012
  • Alston, Philip; Weiler, Joseph H.: An Ever Closer Union’ in Need of a Human Rights Policy, European Journal of International Law, Oxford University Press, 9(4), 1998
  • Amato, Giuliano: Final Report of the Reflection Group on The Long-Term Implications of EU Enlargement: The Nature of the New Border, The Roberts Schuman Centre for Advanced Studies, European University Institute with Forwad Studies Unit European Commission, 1999
  • Anderson, Malcolm; Bort, Eberhard: The Frontiers of the European Union, Palgrave Publishing, New York, 2001
  • Apap, Joanna; Carrera, Sergio; Kirişçi, Kemal: Turkey in the European Area of Freedom, Security and Justice, Centre for European Policy Studies, EU-Turkey Working Papers, No: 3, Ağustos 2004
  • Arıkan, Ayşe Saadet: Avrupa İçin Anayasa Andlaşması ve Türkiye: Avrupa Birliği Hukuku ve Ulusal Hukuk İlişkisi, Anayasa Yargısı Dergisi, 22, 2005
  • Aus,  Jonathan P.: Eurodac: A Solution Looking for a Problem?, European Integration Online Papers, 10(6), 2006
  • Barrot, Jacques: The EU’s Area of Freedom, Security and Justice: Successes of the last ten years and the challenges ahead, The Area of Freedom, Security and Justice Ten Years on Successes and Future Challenges Under the Stockholm Programme, Brussels, 2010
  • Battjes, Hemme: Immigration and Asylum Law and Policy in Europe, Martinus Nijhoff, 2006
  • Bertotto, Marco: Curbing the Number of Asylum Clainmants: In How Far is a Stricter Approach the Solition? Lecture in the  International Seminar for Experts, European Migration and Refugee Policy- New Developments, Cicero Foundation, Rome, 2003
  • Billet, Carole: EC Readmission Agreements: A Prime Instrument of the External Dimension of the EU’s Fight against Irregular Migration,  European Journal of Migration and Law, 12(1), 2010
  • Bozkurt, Enver; Özcan, Mehmet; Köktaş, Arif:  Avrupa Birliği Hukuku, Asil Yayın Dağıtım, 2004
  • Böcker, Anita; Havinga, Tetty: Asylum Migration To The European Union: Patterns Of Origin And Destination, Institute for the Sociology of Law Nijmegen, The Netherlands, 1997
  • Brinkmann, Gisbert: The Immigration and Asylum Agenda, European Law Journal, Blackwell Publishing Ltd., 10(2), Mart 2004
  • Bush, Kenneth D., Keyman ,E. Fuat: Identity-Based Conflict: Rethinking Security in a Post Cold War World, Global Governance, Lynne Rienner Publishers, London, 3(3), 1997
  • Buzan, Barry, Waever, Ole, de Wilde, Jaap: Security: A New Framework for Analysis, Lynne Rienner Publishers, London, 1997
  • Carrera, Sergi: What Does Free Movement Mean in Theory and Practice in an Enlarged EU?, European Law Journal, Blackwell Publishing Ltd., Vol. 11, No: 6, Kasım 2005
  • Cholewinski, Ryszard: Overview of Social and Economic Rights of Refugees and Asylum Seekers in Europe: International Obligations-Education and Employment, ECRE Conference on Social and Economic Rights of Refugees and Asylum Seekers-Education and Employment, Ukraine, 18-19 Kasım 2004
  • CNNTÜRK: AB'den 3 milyar Euro ay sonunda bekleniyor, http://www.cnnturk.com/video/turkiye/abden-3-milyar-euro-ay-sonunda-bekleniyor;
  • Çiçekli, Bülent: 6458 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yabancılar ve Mülteci Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2016
  • Çiçekli, Bülent: Uluslararası Hukukta Mülteciler ve Sığınmacılar,  Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2009
  • Des Places, Seugolène Barbou: Taking Legal Rules into Consideration: EU Asylum Policy and Regulatory Competition,  Journal of Public Policy, Cambridge University Press, 24(1),  2004
  • Desmond, Dinan: Ever Closer Union, An Introduction to European Integration, The Macmillian Press,1999
  • Druke, Luise: Refugees Protection in the Post Cold War Europe: Asylum in the Schengen an EC Harmonization Process, in Les Accords de Schengen: Abolition des Frontieres Interieures ou Menace Pour les Libertes Publiques? , ed. Alexis Pauly, European Institute of Public Administration. Maastricht, 1993
  • Dumortier, Jos: The Protection of Personal Data in the Schengen Convention, International Review of Law, Computers, Technology, Vol. 11 No.1, Mart, 1997
  • Edwards, Alice: Human Rights, Refugees and the Right ‘To Enjoy’ Asylum, International Journal of Refugee Law, Oxford University Press, 17(2), 2005
  • Garlick, Madeline: Strengthening Refugee Protection and Meeting Challenges: The European Union’s Next Steps on Asylum,Policy Briefs,Migration Policy Instıtute, 2014
  • Geddes, Andrew: Borders, Territory and Migration in the European Union: From the Politics of Migration in Europe to the Politics of Migration; Of States, Rights and Social Closure: Governing Migration and Citizenship, Palgrave Macmillan, New York,  2008
  • Geddes, Andrew: International Migration and State Sovereignty in an Integrating Europe, International Migration, 39(6), 2001
  • Goodwin-Gill, Guy, Mcadam, Jane: The Refugee in International Law, Oxford University Press, Newyork,  2007
  • Göçmen, İlke: Türkiye ile Avrupa Birliği Arasındaki Geri Kabul Anlaşmasının Hukuki Yönden Analizi, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, 13(2), 2014
  • Guiraudon, Virginie: European Integration and Migrationn Policy: Vertical Policy- making as Venue Shopping, Journal of Common Market Studies, 38(2), 2000
  • Güneş, Ahmet Mithat: Lizbon Antlaşması Sonrasında Avrupa Birliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(1-2), 2008
  • Haddad, Emma: The Refugee in International Society: Between Sovereigns, Cambridge University Press, Cambridge, 2008
  • Hailbronner, Kay: Asylum Law Reform in the German Constitution, American University International Law, 9(4), 1994
  • Hailbronner, Kay: The Concept of  ‘Safe Country’ and Expeditious Asylum Procedures: A Western European Perspective, International Journal of Refugee Law, Oxford University Press, 5(1), 1993
  • Hansen, Randall: Migration to Europe Since 1945: Its History and Its Lessons, The Political Quarterly, 74(1), 2003
  • Hathaway, James C.: The Rights of Refugees Under International Law, Cambridge University Press, 2005
  • Hurwitz, Agnés: The 1990 Dublin Convention: A Comprehensive Assessment, International Journal of Refugee Law, Oxford University Press, Sayı 11, No: 4, 1999
  • Juss, Satvinder: The Decline and Decay of European Refugee Policies, Oxford Journal of Legal Studies, 25(4)
  • Karyotis, Georgios: European Migration Policy in the Aftermath of September 11: The Security-Migration Nexus, Innovation, Taylor & Francis Group, 20(1), 2007
  • Kaunert, Christian: Sarah Léonard, European Security, Terrorism and Intelligence: Tackling New Security Challenges in Europe, Palgrave Macmillan, 2013
  • Kaya, İbrahim, Yılmaz Eren, Esra: Türkiye’deki Suriyelilerin Hukuki Durumu - Arada Kalanların Hakları ve Yükümlülükleri, SETA Yayınları, İstanbul, 55(1), 2015
  • Kim Gillade, Readmission Agreements Concluded by the EU, 2011, Erişim adresi: http://lib.ugent.be/fulltxt/RUG01/001/ 787/173/RUG01001787173_2012_0001_AC.pf
  • Kirişçi, Kemal: Avrupa Kalesi mi, Dostça Schengen mi?, Avrupa ve Türkiye’de Sığınma Hakkı ve Mülteciler Uluslararası Sempozyumu 31 Ocak-2 Şubat 2002, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf Yayını, Ankara, 2002
  • Kolodziej, Edward A.: Security and International Relations,  Cambridge University Press, Cambridge, 2005
  • Korkusuz, M.Refik: Uluslararası Belgelerde ve Türk Anayasası’nda Temel Hak ve Özgürlükler, Özrenk Yayıncılık, İstanbul, 1998
  • Kuhlman, Tom: Towards a Definitive Refugees, University of Oxford Refugee Studies Centre, Oxford, 1991
  • Lazaridis, Gabriella; Khursheed, Wadia: The Securitisation of Migration in the EU Debates Since 9/11, Palgrave Macmillan, UK, 2015
  • Levy, Carl: Asylum Seekers and the European Union in the 1990’s, Lehrverbund European,
  • Lindstrom, Channe: European Union Policy on Asylumand Immigration. Addressing the Root Causes of Forced Migration: A Justiceand Home Affairs Policy of Freedom, Security and Justice? in Migration, Immigration and Social Policy, Blackwell Publishing, Oxford, 2006
  • Lobkowicz, Wenceslas: Intergovernmental Co-operation in the field of Migration, European University Press, 1994
  • Martenson, McCarthy; Henri, John,  ‘In General, No Serious Risk of Persecution’: Safe Country of Origin Practices in Nine European States, Journal of Refugee Studies, 11(3), 1998
  • McAdam, Jane: Complementary Protection and Beyond: How States Deal with Human Rights Protection, UNHCR New Issues in Refugee Research Working Paper No 118, 2005
  • McGuinnes, Barrington: Diarmaid,Eileen, Immigration,Visa and Border Control in the European Union, içinde; Gavin Barrett( Ed), Justice Cooperation in the European Union: The Creation of a Legal Space, Institute of European Affairs, Ireland, 1997
  • Miller, Benjamin: The Concept of Security: Should It Be Redefined?, Journal of Strategic Studies, 24(2), 2001
  • Milliyet: “Aylan bebek davasında karar çıktı”, 04.03.2016, http://www.milliyet.com.tr/aylan-bebek-davasinda-karar-gunu-gundem-2204030/ Erişim tarihi: 04.03.2016
  • Niessen, Jan: The European Union’s Migration and Asylum Policies içinde; Elspeth Guild, The Developing Immigration and Asylum Policies of European Union, Kluwer Law International, London,  1999
  • NTV: AB’den Türkiye’ye 3 Milyar Euro, http://www.ntv.com. tr/dunya/abden-turkiyeye-3-milyar-euro, 7W0hL2HTaUqL4P0YYKwi6w
  • ORSAM: Küresel Göç ve Avrupa Birliği ile Türkiye’nin Göç Politikalarının Gelişimi, ORSAM, Ankara, Rapor No:123,  2012
  • Oxfam:  Foreign Territory: The Internationalisation of EU Asylum Policy, Oxfam GB, 2005
  • Özcan, Mehmet:  Avrupa Birliği Sığınma Hukuku, Uşak Yayınları, 2005
  • Özcan, Mehmet: Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinde Yasa Dışı Göç, Türkiyeli Avrupa içinde, Usak Yayınları, Ankara
  • Özel, Sibel: Ab-Türkiye Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestisi, Toplantı Notları, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, 2014
  • Özkan, Işıl: Göç, İltica ve Sığınma Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara,  2013
  • Peers, Steve: Immıgration,Asylum and the European Union Charter of Fundamental Rights, European Journal of Migration and Law, 2001
  • Poroy Mehmet Akif: AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestisi, Toplantı Notları, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, 2014
  • Riegert, Bernd: Avrupa Kalesi: Göç politikası krizde, 27.8.2015, http://www.dw.com/tr, Erişim tarihi: 17.4.2016
  • Rijpma, Jorrit J., Cremona, Marise: The Extra- Territorialisation of EU Migration Policies and the Rule of Law, EU Working Papers, European University Enstitute, Italy, 2007
  • Roig, Annabelle; Huddleston, Thomas: EC Readmission Agreements: A Re-evaluation of the Political Impasse, European Journal of Migration and Law, 9, 2007
  • Roots, Lehte: The Impact of the Lisbon Treaty on the Development of EU Immigration Legislation, Croatian Yearbook of European Law and Policy, vol. 5
  • Samur, Hakan: Avrupa Birliği’nde Göçe Yönelik Global Yaklaşım, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 5(2), 2008
  • Shipsey, Bill: Asylum Policy and Title VI of the Treaty on European Union, Justice Cooperation in the European Union: The Creation of a Legal Space,Institute of Eurpean Affairs, Ireland, 1997
  • Thielemann, Eiko R.: Symbolic Politics or Effective Burden-Sharing? Redistribution, Sidepayments and the European Refugee Fund, Journal of Common Market Studies, 43(4), Kasım 2005
  • Uçarer, Emek M.: From the Sidelines to Center Stage: Sidekick No More? The European Commission in Justice and Home Affairs, European Integration Online Papers (EIOP), 5(5), 2001
  • Uzun, Elif: Geri Göndermeme İlkesinin Uluslararası Hukuktaki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme, Uluslararası Hukuk ve Politika, 8(30), 2012
  • Van Selm, Joanne:  Perceptions of Afghan Refugees, 2001
  • Vink, Maarten P.: Limits of European Citizenship: European Integration and Domestic Immigration Policies, 2003
  • Wallender, Celeste: International Institutions and Modern Security Strategies, Problems of Communism, 41(1/2), 1992
  • Williams, Michael C.: Worlds, Images, Enemies: Securitisation and International Politics, International Studies Quaterly, 47(4), 2003
  • Resmi belgeler:
  • 2001/55/EC sayılı Konsey Yönergesi, AB Resmi Gazetesi, 07.08.2001, L212/12.
  • 2011/95/EU Sayılı Yönerge, AB Resmi Gazetesi, 20.11.2012, L337/9
  • AB Adalet ve İç İşleri Konseyi, Sığınma Prosedürü Asgari Teminatları Hakkında Konsey İlke Kararı, 20 Haziran 1995
  • AB Bakanlar Konseyi, Mülteci Tanımının Uyumlaştırılmış Bir Şekilde Uygulanması Hakkında Konsey Ortak Tutumu, Resmi Gazete, L 63, 13.3.1996
  • AB Konseyi, Avrupa Ortak Parmak İzi Tanımlama Sisteminin Kurulmasına İlişkin Konsey Tüzüğü, (2000/2725/EC), Resmi Gazete L 316 ,15.12.2000
  • Avrupa Birliği Antlaşması ve Avrupa Topluluklarını Kuran Antlaşmaları Değiştiren Amsterdam Antlaşması,  Resmi Gazete C 340, 10.10.1997
  • Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü, 603/2013 sayılı Avrupa Otomatik Parmak İzi Tanımlama Sisteminin kurulmasına ilişkin bir Konsey  Tüzüğü, (603/ 2013), 26 Haziran 2013, L180/1
  • Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü, Üçüncü Dünya Ülkesi Vatandaşı Ya Da Vatansız Kişi Tarafından Bir Üye Devlette Gerçekleştirilen Uluslararası Koruma Talebinin İncelenmesinde Hangi Üye Devletin Sorumlu Olacağının Belirlenmesi Hususunda Kriter ve Mekanizma Konulmasına İlişkin, 604/2013 sayılı Avrupa Birliği Konseyi Tüzüğü, (604/2013), L180/31, 19 temmuz 2013
  • Avrupa Birliği Konsey Yönergesi, 2013/32/EU sayılı Sığınma İstayenlerin Ülkeye Kabulüne İlişkin Asgari Standartların Belirlenmesi Hususunda Konsey Yönergesi, (2013/32/EU), 26 Haziran 2013
  • Avrupa Birliği Konseyi, 2013/33/EU sayılı Başvurucuların Uluslararası Koruma için Kabulüne dair Belirlenmiş Standartlar Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi, (2013/33/EU), L180/96
  • Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Sığınma Destek Ofisini Kuran 439/2010 sayılı Avrupa Parlamento ve Konsey Yönergesi, (439/2010), Resmi Gazete L132/11, 19 Mayıs 2010
  • Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Mülteci Fonu’nu oluşturan 2000/596/EC sayılı Konsey Kararı,(2000/596/EC), Resmi Gazete L252/12, 28.09.2000
  • Avrupa Birliği Konseyi, Bir Üçüncü Ülke Vatandaşının Üye Ülkelerden Birinde Yaptığı Sığınma Başvurusunu İncelemeden Sorumlu Üye Ülkenin Belirlenmesine İlişkin Kriter ve Mekanizmaların Saptanması Hakkında Konsey Tüzüğü, 343/2003/EC, Resmi Gazete, L 50, 25.02.2003
  • Avrupa Birliği Konseyi, Sığınma Talebinde Bulunan Kişilerin Üye Devletlere Kabul Edilmesine İlişkin Asgari Standartların Belirlenmesine Yönelik Konsey Yönergesi, (2003/9/EC), Resmi Gazete L 031
  • Avrupa Birliği Konseyi, Yurdundan Ayrılmaya Zorlanmış Kişilerin Kitlesel Sığınması Durumunda Geçici Koruma Sağlamak için Asgari Standartlara İlişkin, Üye Devletlerde Bu Tür İnsanların Ülkeye Kabul Edilmesi ve Sonrasında Bunun Sonuçlarına Katlanması İçin Harcanan Çabalar Arasında Denge Kurulmasına İlişkin Önlemler Hakkında 21 Temmuz 2001 Tarihli Konsey Yönergesi, Resmi Gazete L 212, 07.08.2001
  • Avrupa Birliği Konseyi: Avrupa Birliği’nde Özgürlük, Güvenlik ve Adaleti Güçlendirmeye Yönelik Hague Programı, Resmi Gazete C 53/1, 03.03.2005
  • Avrupa Birliği Konseyi: Avrupa Topluluklarına Üye Devletlerden Birinde Yapılan İltica Başvurularının İncelenmesinden Sorumlu Devletin Belirlenmesine İlişkin Sözleşme (Dublin Sözleşmesi), Resmi Gazete C254 1, 15.06.1990
  • Avrupa Konseyi, Daha İyi Bir Dünyada Güvenli Bir Avrupa, Avrupa Güvenlik Stratejisi, 12. 12. 2003
  • Avrurpa Konseyi, Mülteci Nitelendirme ilişkin 2011/95/AB sayılı Avrupa Konseyi Yönergesi”, (2011/95/AB), 9 Ocak 2012
  • Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Mülteci Statüsünün Belirlenmesinde Uygulanacak Ölçütler ve Usuller Hakkında Elkitabı, 1998
  • BMMYK ve Avrupa Komisyonu, Londra İlke Kararları, 10579/92 IMMIG.
  • BMMYK, UNHCR Position on Conventions Recently Concluded in Europe
  • Commission of the European Communities, Communication From the Commission to the Council and the European Parliament on Strengthened Practical  Cooperation: New Structures, New Approaches: Improving the Quality of Decision Making in the Common Asylum System, Büksel, 17.02.2006,
  • Council of Europe: Parliamentary Assembly, Recommendation 1489 (2001) Transit Migration in Central and Eastern Europe, 22 January 2001
  • ECRE, Broken Promises-Forgotten Principles, An ECRE Evaluation of the Development of EU Minimum Standards for Refugee Protection, Tampere 1999- Brussels 2004
  • ECRE, Information Note on Directive 2008/115/EC of the European Parliament and of the Council of 16 December 2008 on common standards and procedures in Member States for returning illegally staying third-country nationals CO7/1/2009/ Ext/MDM
  • ECRE, Report on the Application of the Dublin II Regulation in Europe,  European Legal Network on Asylum, AD3/3/2006/ EXT/MH
  • ECRE, Safe Third Countries’ Myths and Realities, London, February 1995
  • European Parliament, Directorate-General for Research, Working Paper, Asylum in The EU Member States, Brussels, 2000
  • European Parliament, Tampere European Council 15 and 16 October 1999 Presidency Conclusions, http://www.europarl. europa.eu/summits/tam_en.htm, Erişim tarihi: 22.01.2016
  • Eurostat, Asylum applicants and first instance decisions on asylum applications: 2013
  • International Council of Voluntary Agencies, UNHCR Global Consultations on International Protection Track 3, Theme 1: Protection of Refugees in Mass Influx Situations-NGO Statement on Overall Protection Framework, 8 March 2001
  • İltica ve Göç Mevzuatı, BMMYK Türkiye ve Türk İçişleri Bakanlığı’nın işbirliği ile İltica ve Göç Konulu Avrupa Birliği Eşleştirme Projesi kapsamında yayınlanmıştır, Ankara, Şubat 2005
  • Joint Position of 4 March 1996 defined by the Council on the basis of Article K.3 of the Treaty on European Union on the harmonized application of the definition of the term 'refugee' in Article 1 of the Geneva Convention of 28 July 1951 relating to the status of refugees, Resmi Gazete L 063, 13/03/1996
  • Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Yasadışı Göçle Mücadelesi, 2015.
  • UNCHR Guidelines, Membership of a Particular Social Group  within the context of Article 1A(2) of the 1951 Convention, HCR/GIP/02/02, 2002
  • UNCHR Report, 2015, http://www.unhcr.org/protection/basic/ 3b73b0d63/states-parties-1951-convention-its-1967-protocol. html
  • UNHCR, The European Union, Asylum and the International Refugee Protection Regime: UNHCR’s Recommendations For The New Multiannual Programme in The Area Of Freedom, Security and Justice, 2004
  • UNHCR, Position on the Proposal for a Directive on Common Standards and Procedures in Member States for Returning Illegally Staying Third-Country Nationals (16 June 2008)
  • UNHCR, Asylum Process (Fair and Efficient Asylum Procedures), Global Consultations on International Protections 2nd Meeting, EC/GC/01/12, 31 Mayıs 2001
  • UNCHR, An Introduction to International Protection: Protecting Persons of Concern to UNHCR, 2005

GİRİŞ

Avrupalı ülkeler, özellikle 15. yüzyılda gerçekleştirdikleri coğrafi keşifler ile uluslararası platformda yükselmeye başlamış, Reform-Rönesans-Fransız Devrimi gelişmeleriyle bu yükselme din-kültür-siyaset başlıklarında devam etmiş ve Sanayi Devrimi ile zirveye çıkmıştır. 1850-1950 yıllarında dünyanın en güçlü kıtası olan Avrupa, bu dönemde aynı zamanda iki büyük dünya savaşında (1914-1918 ve 1939-1945) büyük kayıplar yaşayarak, II. Dünya Savaşı’nı takiben uluslararası liderliğini kaybetmiştir.[1] Bu iki savaşın siyasi ve ekonomik yıkımlarını bertaraf etmek, Avrupa’nın güvenliğini yeniden tesis etmek ve küresel düzlemde tekrardan var olabilmek amaçlarıyla, altı Avrupa devleti[2], 1951 yılında kendi başlarına yetemedikleri fakat acil olarak gereksinimleri bulunan sektörlerde üretimleri birleştirerek, ortak hareket etme stratejisi ile ilk birlik oluşumu olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu (AKÇT) hayata geçirmişlerdir. Avrupa’nın modern dönemde göç ile imtihanı da bu 1950 ve 1960’lı yıllarda başlamıştır. II. Dünya Savaşı sonrası ekonomilerini geliştirmek isteyen sanayileşmiş Batı Avrupa devletleri, savaşta yitirilen insan gücünden dolayı işçiye ihtiyaç duyunca, bunu göç üzerinden giderme yoluna girmiştir. Böylece yoğunluklu olarak 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başları arasında görülen ve başta Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) olmak üzere çok sayıda “göç veren” Avrupa ülkelerinin[3], “göç alan” konumu başlamış[4], günümüzdeki mülteci sorunlarının başlangıç noktası zuhur etmiştir. 1960-1973 yılları arasında, ülkeleri inşa etme-kalkındırma hedefleri doğrultusunda (Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleri tarafından oldukça tercih edilen) misafir işçi göçü yaşanmıştır. Bahsedilen ilk iki göç çeşidi devletlerin bir yerde kendi tercihleri olduğundan, göçmenlere yönelik bir olumsuzluk ya da güvenlik uygulamaları göç-güvenlik tartışmasında merkezde değildir. Misafir işçi göçünün geçici oldukları kabulü de burada bir rol oynamıştır. Dahası, ülkeler kendi ihtiyaçları doğrultusunda göç politikalarını kendileri belirlemektedir; o sebeple de topluluk üzerinden ortak bir politika belirleme düşüncesi bu dönemde mevcut değildir.[5]

1950-1960’li yıllarda bir gereklilik/katma değer olarak görülen göç meselesi, 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren güvenlik odaklı değerlendirilmiş ve ekonomik gerileme-kültürel çözülme-kamu düzenine meydan okuma gibi nedenlerle üye ülkelerce daha çok kısıtlanması yeğlenmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, ekonomik durgunluk ve aşırı göçmen ve mülteci akımıyla Avrupa ülkeleri bu konuda sınırlamaya gitmeye başladılar. Doğu Avrupa’dan Batı Avrupa is­ti­kametinde kayda değer bir göç hareketi vuku buldu. Bu dönemde Avrupa sınırlarını artık dâhili ve harici sınırlar arasında ayrım yapmayan ve enerji, insan hakları, göç veya organize suç konularını kapsayan güvenlik algılarına göre tanımlamaya başlamıştır.[6] 1990’lı yıllar boyunca birliğin varlığının güçlendirilmesi, konumunun, sınırlarının ve bu doğrultuda çevresinin güvenliğinin sağlam temellere dayandırılması hedefi, Avrupa'nın geleceğine ilişkin tartışmaların odağında yer almıştır. Birliğin geleceği, güvenlik perspektifi ile şekillendirilmeye çalışılmıştır.

Adalet ve içişlerinin daha geniş bir bölümünü şekillendiren Avrupa Birliği mülteci politikası, nispeten AB politikasının oluşmasında yeni bir alandır. Roma Anlaşmasının orijinal metni, göç meseleleri ve sığınmacıların uyum ya da koordinasyonu hakkında hükümler içermektedir. Sığınmacı meselesi ile mücadele etme gereksinimi, 1972 yılında Münih Olimpiyatları[7]’nda yaşanan terör saldırıları sebebiyle yaşanan tedirginlik ilk kez 1975 Tindemans Raporunda bahsedildi. Örneğin bu saldırıdan sonra Avrupa Konseyi’nin Roma Zirvesi’nde Interpol’ün Avrupalı toplumları uluslararası teröre karşı etkin bir şekilde koruyamadığı düşüncesi ile 1975 yılında Trevi Grubu oluşturulmuştur. Taraf devletlerin İçişleri ve Adalet bakanlıkları, 1976 yılından itibaren terörizm, sivil havacılık güvenliği ve nükleer güvenlik gibi konularda kendi aralarında bilgi paylaşımı sağlanmıştır. TREVI (Terrorism-Racism-Violence-International) adlı oluşumun çalışma alanı, başlangıçta terör ile mücadelede taraf ülkeler arasında koordine iken, bu, zamanla topluluk üyelerinin diğer sınır ötesi sorunları doğrultusunda genişlemiştir.

1984’teki Fontainebleau Avrupa kurul toplantısını takiben iç sınır kontrollerinin yok edilmesine ilişkin tartışmalar daha çok önem kazandı. Avrupa’da göç politikaları ve güvenlik algısı bağlamında Schengen Antlaşması (1985) ve Avrupa Tek Senedi (Single European Act, 1986) özellikle zikredilmelidir. Hükümetler arasında işleyen bir sistematikle Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg kendi aralarında coğrafi sınırları, daha doğrusu sınırlarındaki gümrük ve polis kontrollerini kaldırmak istediler. Schengen Antlaşması,1990 yılında imzalanmasa da yürürlüğe girmesi 1995’i bulmuş, bu sürede İspanya ile Portekiz de Schengenland (Schengen Ülkesi) sınırlarına dâhil olmuştur. Ortak sınırlardaki kontroller ortadan kaldırılırken görülebilecek iç güvenlik problemleri için dış sınırlar üzerindeki denetimler daha da etkinleştirilmiştir. Yine, 1987 yılında yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile Topluluk ülkeleri arasında dört temel ögenin– anapara, hizmet, işgücü ve mal – dolaşımı serbestleşmiştir. Topluluk içi serbest dolaşım, üye ülkeler arasında dayanışma ve işbirliklerini arttırmakta iken, göç/mülteci gibi dışarıdan gelebilecek insan hareketlerine karşı da bakış değişmiş, yeni engeller getirilmiştir. Bu bağlamda kritik nokta şudur: “Serbest piyasanın, özellikle Ortak Pazarın, gerektirdiği mal, hizmet, sermaye ve emek dolaşımının serbest kalmasıyla birlikte, göçmen ve sığınmacılar artık insani yardım ve koruma gerektiren veya işçi göçmenleri gibi ekonomik bir amaca hizmet eden kişiler olarak değil, devletin sosyal hizmetlerinden yararlanmaya çalışan veya sosyal düzeni tehlikeye sokan, sınırlara tehdit oluşturan kişiler olarak görülmeye başlanmıştır.”[8] Bir Topluluk üyesi ülkede ihtiyaç duyulabilecek işçi gücünün diğer bir üye ülkeden sağlanması yanı sıra üye ülkeler böylece aslında dış sınırların kontrolü ve güvenlik başlıklarında kendi aralarında daha fazla ortak hareket etme stratejisi geliştirmişlerdir.[9]

Topluluk üyesi ülkelerin hükümetlerarası işbirliği yöntemi ile 15 Haziran 1990 tarihinde mülteci konusunda yasal çerçevenin temelini atmış olan ilk metin Dublin Sözleşmesi’dir. 1997 yılında yürürlüğe giren bu sözleşmenin nirengi noktası, sığınma talebinde bulunan kişiler için sorumluluğun Topluluk’a giriş yapılan ülkeye verilmesidir. Burada amaç, süreci kötüye kullanmanın önüne geçilerek, bir kişinin birden çok üye ülkede sığınma başvuru yapabilmesini engellemektir. Yine, başvuru sahibinin parmak izi bilgilerinin alınarak üye ülkeler arasında paylaşılmasına dayanan EURODAC (European Dactyloscopy) ismiyle merkezi bir sistemin hayata geçirilmesi, bu süreç ile başlamıştır. Topluluk üyeleri için dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı güvenlik sağlama hedefinde etkin bir çözüm gibi görünen parmak izi alma işlemi, bütün mültecileri yasa dışı bir düzleme oturtarak, güvenlik algısına başka bir negatif boyut katmıştır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa’ya yönelmiş göç hareketleri, Topluluk içi kararlardan (Örneğin; AB’nin derinleşme ve genişleme süreçleri), yakın çevresinde (Örneğin; Bosna-Hersek Savaşı, Kosova savaşı) derinden etkilenmiştir. Paralelinde, Avrupalı toplumların güvenlik algısı da yeni bir şekil almıştır. Göç-mülteci konusunda Maastricht Antlaşması ile birlikte Topluluk üyesi ülkeler – hükümetler arası politikalar daha etkin kalsa da – AB çatısı altında kararlar almaya başlamış, bu kararlar Amsterdam Antlaşması ile Birlik müktesebatının bir parçası haline gelmiştir. Amsterdam Antlaşması ile göç-mül­teci başlıklarında ulusüstü politikalar dönemine geçilmiştir. Yine bu dönem ile Birlik, ağırlıklı olarak güvenlik odaklı bir yaklaşıma evrilmiştir. Bir diğer ifadeyle: Göç-sığınma meselesinde Avrupalı devletler 1990’lı yıllara kadar aralarında işleyen bir koordinasyon yöntemi ile değil, daha ziyade sınır ötesi suçlar ve terörizm bağlamlı hareket etmekte iken, Amsterdam Antlaşması ile bu hususlar AB’nin ortak meselesi haline getirilmiştir. Burada sığınmacıların sayısında kayda değer bir artışın yaşanması etkin olmuştur.

Topluluk, Maastricht Antlaşması ile şu üç sütun üzerinde yükselmek istemiştir: 1. Ekonomik ve Parasal Birlik, 2. Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ve 3. Adalet ve İçişlerinde İşbirliği. Göç politikasına ilişkin bu antlaşmanın başlıca vurgusu, üye devletlerin yanı sıra AB organlarına da yetki verilmesi gerektiğidir. Akabinde, Maastricht’ten önce devletlerarası bir anlayış ile yürütülen Trevi ve Göç grupları kurumsal olarak birleştirilmiş, Trevi Grubu yeni oluşturulan “Adalet ve İçişleri” ne eklemlenmiştir. Maastricht Anlaşması’nın K-3. maddesine göre Avrupa Polis Ofisi (Europol) [10] kurulmuştur. 1999 yılında yürürlüğe giren oluşum ile AB üyeleri ile birliğin ortaklık ilişkisi geliştirdiği diğer devletler arasında uluslararası organize suçlar ve terörizm konularında iş birliği hedeflenmiştir. Bu güvenlik kabulü birimleri, bir yandan AB içi güvenliği etkin bir şekilde tesis etmenin, diğer yandan göç-mülteci başlıklarının yasa dışı göçler-terörizm konuları ile iç içe geçen bir düzenekte değerlendirilmelerinin izdüşümleri olarak yorumlanabilir.

“AB göç yönetiminin müktesebata entegre edilmesinin belki de en önemli dönüm noktası[…] Amsterdam Antlaşması’dır. Amsterdam Antlaşması’yla birlikte: Birliğin ‘bir özgürlük, güvenlik ve adalet’ alanı olduğu belirtilmiş; Antlaşmaya serbest hareket, göç ve sığınma konularını kapsayan bir bölüm eklemiş; Schengen Sözleşmesi’ni, antlaşma çerçevesine dâhil etmiş, ve ırk ve etnik kimlik temelinde ayrımcılığa karşı yasamanın önünü açmıştır. Bu uygulamaların en önemli sonucu göç ve sığınma konularının devletlerarası bir direkten (Adalet ve İçişleri direği) alınarak AB Antlaşmasının içine konulmasıdır.”[11]

Bu dönemde Akdeniz üzerinden gerçekleşen yasa dışı göçler sebebiyle kimi AB ülkeleri durumu AB gündemine çekmiştir. Bunun üzerine 15-16 Ekim 1999 tarihinde yapılan Tampere Zirvesi’nde şu hedefler doğrultusunda çalışılacağı duyurulmuştur: Ortak bir AB sığınma ve göç politikası, gerçek bir Avrupa Adalet Alanı, Suçlara karşı Birlik geneli (Unionwide) mücadele, Güçlü Dış Eylem.[12] Bu kararlar, AB düzeyinde ortak politikanın gelişiminde kayda değer bir rol oyna­mıştır.

Mültecilerin durumlarına ilişkin hususlarda üye ülkeler arasında ortak bir tutum geliştirme çalışmalarında, AB, 1999 yılından itibaren “Avrupa Ortak Sığınma Sistemi” (OASS) üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yasal düzenlemelerin çerçevelenmesi, üye ülkelerin hukuksal uygulamaların benzeştirilmesi, hem üye devletler hem de üye olmayan, komşu devletler arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, burada öncelikli amaçlar olarak dikkat çekmektedir.

11 Eylül saldırıları[13] ile Avrupa toplumlarında tetiklenen “ötekinin saldırısı” korkusu hatta travması eklenmelidir.[14] Kısaca, “bir zenginlik belirleyeni” olan göç konusu önce “ekonomik gider kalemi”, sonra da “toplumsal/kültürel/kimliksel yozlaşı paratoneri” olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu da ilintili devletlerin güvenlikçi paradigmaya geçişine alt yapı sunmuştur denilebilir. 11 Eylül sonrası göç ve sığınma politikalarını katılaştıran AB ülkeleri, komşuları üzerinden görünmeyen duvarlar (uygulanan sıkı vize sistemleri veya Geri Kabul antlaşmaları gibi) var ederek, göç-mültecilik olgularının olası siyasi-ekonomik-toplumsal-kültürel etkilerinden kendilerini muhafaza etmeyi hedeflemektedir.[15] Bu çerçevede AB, 2003 yılında Avrupa Güvenlik Stratejisi Belgesini yayınlamıştır. Güvenlik kavramı, bu belgede, askeri niteliği göstermekle birlikte, siyasi, diplomatik, ekonomik ve çevresel boyutları da kapsamaktadır. "Güvenlik Ortamı: Küresel Meydan Okumalar ve Başlıca Tehditler", "Stratejik Amaçlar" ve "Avrupa Siyasetine Etkiler" olarak üç bölümden oluşan bu strateji ile Birlik, hiçbir devletin günümüzdeki karmaşık güvenlik problemlerini tek başına yönetebileceği-çözebileceği kanısında olmadığını belirtmiştir. Belge ile Avrupa (ve dünya) güvenliği için başlıca meydan okuma ve tehditler olarak; uluslararası terörizm, kitle imha silahlarının/teknolojilerinin yayılması, bölgesel çatışmalar, dağılma ve çöküş içinde bulunan devletler ve sınır aşan organize suçlar vurgulanmıştır. Yasa dışı göçler, sınır aşan organize suçlar çerçevesinde değerlendirilmiştir.[16]

AB’nin 2003 yılında Lahey Zirvesi’nde deklare edilen şu prensipler; birliğin, göç-mülteci konularında güvenlik paradigması doğrultusunda ilerlediğini göstermektedir: İllegal göçlerle mücadele, kaçak göçmenlerin kaynak ülkelere iadesi için politikalar tasarlanması, üçüncü ülkelerin sığınma sistemlerinin geliştirilmesi için bu ülkelerle işbirliğine gidilmesi, yeniden yerleştirme programlarının uygulanması, AB üyesi ülkelerin sınır güvenliğini sağlamakla yükümlü FRONTEX[17] için fon oluşturulmasıdır.

2004 yılında kabul edilen Hague Programı, “Avrupa Birliği’nde Özgürlük, Güvenlik ve Adaletin Güçlendirilmesi” amacında bir başka adımdır. Temel olarak, Tampere Zirvesi’nden itibaren beş yıllık sürede göç ve sığınma konularında meydana gelen gelişmeleri özetlemektedir. Göçün kaynak ve transit geçiş noktalarındaki ülke ve bölgeler ile işbirliğini tavsiye etmektedir. Örneğin 2004 yılında hayata geçirilen Avrupa Birliği Komşuluk Politikası (AKP) ile Kuzey Afrika’dan Doğu Avrupa’ya, Balkanlar’dan Güney Kafkasya’ya AB komşularında kalkınma-istikrar-güvenlik hedeflenmiştir. Burada, eğer hedefler sağlanabilirse, hem yasa dışı göçlerin hem de mülteci başvurularının azalma eğilimine gireceği savlanmıştır. Aslında AKP ile AB sınırlarında-üye ülkelerde alınan güvenlik önlemleri kadar çevre ülkelerde ekonomik ve siyasal istikrara verilen katkının öneminin kavrandığı görülmektedir. Diğer yandan, AB’nin bu stratejisi, çözüm olasılıklarını üçüncü ülke topraklarına yönelttiği düşüncesi ile eleştirilmiştir. Yine bu doğrultuda, 2005 yılında “Birliğin Göçe Yönelik Global Yaklaşımı” kabul edilmiş, sorunun çözümü için kaynak ve transit ülkelerin kalkınmalarının merkezi konumu vurgulanmıştır.

Avrupa Birliği Anayasası’nın 2005 yılında Fransa ve Hollanda tarafından reddedilmesi ile Birlik, kurumsal ve hukuksal düzlemlerde“ Avrupa Birleşik Devletleri” yolunda ciddi bir blokaj almıştır. Böylece, AB’nin 2004 yılındaki genişlemeden sonra siyasal düzlemde derinleşme fikri, üye ülkelerin varlığının-tasarruflarının devreden çıkarılmaması düşüncesi ile engellenmiştir. 2007-2009 yıllarında Lizbon Antlaşması ile Birlik kimi hususlarda geri adım atarak sürecine devam etmiştir. Lizbon, AB katında göç konusunda en çarpıcı değişikliklerin karar alındığı dönemlerden biridir. Üye devletler, AB katında iç güvenlik ve dış sınırların birleşik yönetimini ilk kez karar altına almışlardır. “Özgürlük, Güvenlik ve Adalet” bağlamında oybirliği ile karar alınması ilkesi, bazı istisnalar saklı tutularak, büyük oranda kaldırılmış ve nitelikli çoğunluk ilkesine dönüşmüştür. Üye devletlerin taleplerini kanunlara yansıtan bir anlayışla illegal göç ve izinsiz ikamet eden kişiler ile – sınır dışı etme ve geri gönderme dâhil, çeşitli tedbirler ile mücadele edileceği bildirilmiştir.

Fransa’nın dönem başkanlığında Birlik, 2008 yılında oluşturduğu Avrupa Birliği İltica ve Göç Paktı’nda güvenlikçi yaklaşımını et­raf­landırmıştır: “Her bir üye ülkenin kendi öncelikleri, ihtiyaçları ve kabul kapasitelerinin kendi belirlediği şekliyle yasal göçün düzenlenmesi (özellikle iş piyasasına katkıları ve entegrasyona vurgu vardır); yasa dışı göçmenlerin menşe ülkelerin veya geçiş (transit) ülkesine geri gönderilmelerinden emin olmak suretiyle yasadışı göçün kontrol altından tutulması (üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmaların yapılmasına vurgu vardır); sınır kontrollerinin daha etkili bir hale getirilmesi; tek bir sığınma prosedürün ve mülteciler için tek bir statü uygulanması; menşe ve geçiş ülkeleriyle göç ve kalkınma arasında etkileşimi desteklemek için kapsayıcı ortaklıkların kurulması.”[18]

Hague Programı yerine, 2009 yılında “Vatandaşlarına Hizmet Eden ve Koruyan Daha Açık ve Güvenli Avrupa” sloganıyla deklare edilen “Stockholm Programı”, göç konusunda şu hükümleri getirmektedir: Daha sıkı bir entegrasyon politikasını uygulamaya sokmak, yasa dışı göçle mücadeleye ivme kazandırmak, kimsesiz küçükleri koruyucu tedbirler üretmek, diğer ülkelerle işbirliği içinde evrensel bir göç anlayışı inşa etmek, iş piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda üye ülkeler arasında ortak bir politika geliştirmek. Stockholm Programı, özellikle insan hakları örgütleri tarafından baskıcı bir denetim mekanizması kurularak, demokratik hak ve özgürlükler ile sığınma hakkının sınırlandırılacağı ve FRONTEX’in rolünün artırılarak sınırların silahlandırılacağı, daha özelde göç-mülteci sorunlarının sadece güvenlik önlemleri ile çözülemeyeceğini düşünceleriyle eleştirilmiştir.

Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen Madrid[19], Londra[20] ve en son 2015 yılındaki Fransa’nın dünyanın en çok turist çeken başkenti Paris’e yapılan saldırılarda, 130’un üzerinde kişi öldürülmüştür. Sonuç olarak, Avrupa insanı teatral olarak meydana gelen olaylarla güvenlik-insan hakları dikotomisinde bir sınava tutulmuştur. Mültecilik de, bu korkudan ve güvenlik önlemlerinden payını almıştır. AB ülkeleri, komşuları üzerinden görünmeyen duvarlar (uygulanan sıkı vize sistemleri veya Geri Kabul antlaşmaları gibi) var ederek, göç-mültecilik olgularının olası siyasi-ekonomik-toplumsal-kültürel etkilerinden kendilerini muhafaza etmeyi hedeflemektedir.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan Arap baharı[21] ise Avrupa’da II. Dünya Savaşından sonra en büyük göçmen krizine neden oldu. Bazı Avrupa ülkeleri belli sayıda mülteci kabul ederken bazıları ise mültecileri ülkelerine kabul etmemek için büyük bir çaba içerisine girdiler. Avrupa’ya ulaşan sığınmacı sayısı, 2013 yılında 431 00 kişi iken, 2014’te 627 000 kişiye, 2015’te 1 255 600 kişiye çıkmıştır. Avrupa yine güvenlik gerekçesiyle bu dönemde sığınmacıların Avrupa’ya varışını engellemek için göç politikalarını daha da sertleştirmiştir.

Güvenlik kaygıları çerçevesinde Avrupa Birliği mülteci hukukunun gelişimini yukarıda anlatılan sorunlar çerçevesinde dört bölümde irdelenmiştir. İlk bölümde, güvenlik ve göç kavramlarının ilişkisinden ve özellikle Avrupa Birliği’nin göç politikasının gelişimi ve güvenlik algısının değişiminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Avrupa Topluluğu çerçevesinde yapılan mülteci hukuku çalışmaları Maastricht antlaşması öncesi ve sonrası olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde “Ortak bir Mülteci Hukuku” geliştirmek üzere yasal düzenlemelerin yapıldığı Amsterdam Antlaşması ve sonrası irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, AB mülteci politikasındaki son gelişmeler Lizbon Antlaşması ve Stockholm programı çerçevesinde in



[1]      II. Dünya Savaşı sonrası küresel üstünlük Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyetler Birliği’ne geçmiştir.

[2]      Batı Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg.

[3]      Brian Keeley, International Migration, OECD Publishing, 2009, s.12.

[4]      Randall Hansen, Migration to Europe Since 1945: Its History and Its Lessons, The Political Quarterly, 74(1), 2003, s.22.

[5]      Hakan Samur, Avrupa Birliği’nde Göçe Yönelik Global Yaklaşım, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 5(2), 2008, s.4.

[6]      Malcolm Anderson, Eberhard Bort, The Frontiers of the European Union, Palgrave Publishing, New York, 2001, s.23.

[7]      İsrail-Arap savaşlarının Almanya’da uluslararası arenaya yansıyan bir terör saldırısıdır. Saldırganlar, İsrail hapishanelerinde bulunan 200 kişinin ve Alman Kızıl Ordu Fraksiyonununki tutuklusunun serbest bırakılması taleplerinde birleşmiş idi. Neticede, 11 İsrailli sporcu ve antrenör, 1 alman polisi ve 5 saldırgan ölmüştür. Yine, sonra az sayıda olmayan bir ülke grubu, olimpiyatların tarafsızlık ve barış ilkelerini yitirdiği gerekçesiyle burayı terk etmiştir.

[8]      Channe Lindstrom, European Union Policy on Asylumand Immigration. Addressing the Root Causes of Forced Migration: A Justiceand Home Affairs Policy of Freedom, Security and Justice? in Migration, Immigration and Social Policy, Blackwell Publishing, Oxford, 2006, s.84.

[9]      Andrew Geddes, International Migration and State Sovereignty in an Integrating Europe, International Migration, 39(6), 2001, s. 24.

[10]     Bu oluşum, 2010 yılında Kanun Uygulayıcılar Birimi adını almış ve bir AB kuruluşu olmuştur. AB üyesi devletlerin polis teşkilâtları için suç analizleri gerçekleştirmekte, istihbarat toplamakta ve iletişim ağları geliştirmektedir.

[11]     ORSAM, Küresel Göç ve Avrupa Birliği ile Türkiye’nin Göç Politikalarının Gelişimi, ORSAM, Ankara, Rapor No:123, 2012, s. 12.

[12]     Avrupa Parlamentosu, Tampere European Council 15 and 16 October 1999 Presidency Conclusions, http://www.europarl.europa.eu/summits/tam_en.htm, Erişim tarihi:22.01.2016.

[13]     11 Eylül saldırıları, El-Kaide'ye bağlı kişiler tarafından kaçırılan uçakların 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki iki farklı hedefe intihar saldırısı düzenlemesiyle gerçekleşen bir dizi terör saldırısı. Saldırılar sonucunda 19 hava korsanı dahil 2.996 kişi hayatını kaybederken, 10 milyar doların üstünde maddi hasar meydana geldi.

[14]     Georgios Karyotis, European Migration Policy in the Aftermath of September 11: The Security-Migration Nexus, Innovation, Taylor & Francis Group, 20(1), 2007, ss.1-17.

[15]     Gabriella Lazaridis, Wadia Khursheed, The Securitisation of Migration in the EU Debates Since 9/11, Palgrave Macmillan, UK, 2015, s.65.

[16]     Avrupa Konseyi, Daha iyi Bir Dünyada Güvenli Bir Avrupa, Avrupa Güvenlik Stratejisi, 12.12.2003, https://www.consilium.europa.eu/uedocs/cmsUpload/ 78367.pdf, Erişim tarihi:28 Ocak 2016.

[17]     Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı. Kısaca, Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi de denilmektedir.

[18]     ORSAM, a.g.e., s. 13

[19]     2004 yılında İspanya’nın başkenti Madrid’de üç tren istasyonunda meydana gelen seri patlamalar yaşanmış ve bu saldırılarda 186'dan fazla kişi hayatını yitirmiştir. Avrupa medyasında bu olay, "Avrupa'nın 11 Eylül'ü" olarak nitelendirilmiştir.

[20]     Londra'daki üç ayrı metro istasyonuna ve çift katlı otobüse düzenlenen terör saldırılarıyla nedeniyle 56 kişi hayatını kaybetti. Saldırı İngiltere'nin 11 Eylül'ü olarak da adlandırılır. Kısaca 7/7 olarak bilinir.

[21]     Arap Baharı 17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm Tunus halkının giriştiği eylemle beraber Arap dünyasına gelen bunalım dönemidir. Yapılan protesto sonucu birçok Arap ülkesi, Tunus’tan etkilenip özgürlük için savaşmıştır. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkeler Arap baharından etkilenen ülkelerdir. Tunus’ta 200 kadar kişinin hayatını kaybetmesi ile Zeynel Abidin görevden ayrıldığını belirterek ülkeden ayrıldı. Arap halkı yaşanan bu olaya “Yasemin Devrimi” ismini verdi. 25 Ocak 2011’de Mısır’ın en büyük meydanı olan Tahrir meydanında Arap baharının esintileri yayılmaya başladı. Ülkede gitgide büyüyen isyan nedeniyle Hüsnü Mübarek’in 1981’de başlayan yönetimi 11 Şubat 2011 de istifa etmesiyle son buldu. Yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Muhammed Mursi kazandı. Mısır ordusunun 3 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı darbe ile Mursi görevden alındı ve akabinde yaşanan olaylar neticesiyle 2600 kişi hayatını kaybetti ve henüz Mısır’da olaylar bitmiş değil. Mısır’dan sonra Libya’da özgürlük sesleri yükselmeye başladı. Libya’da daha ağır bilançolara sebep olan protestolar gerçekleşti. Fransa, yaşanan olaylara seyirci kalamayacağını söyleyerek NATO ile birlikte olaylara müdahale etti ve 42 yıl boyunca ülkeyi yöneten Albay Muammer Kaddafi halkı tarafından linç edilerek öldürdü. Suriye’de halk, Beşşar Esad ve yönetimin uyguladığı rejime karşı 2011yılında protestolara başladı. Esad’ın yönetimden çekilmemesi nedeniyle iç savaş başladı ve hala tüm hızıyla devam etmektedir. Yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. 6 milyon kadar Suriyeli dünyanın çeşitli yerlerine sığınmacı olarak yerleştirildi. Bahreyn ve Yemen’de başlayan karışıklıklar ise hala devam etmektedir.

SONUÇ

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa, yoğun göç hareketlerine maruz kalmıştır. Savaş sonrası yeniden yapılanma süreci içerisinde olan Batı Avrupa’nın iş gücü talebi ile işçi göçü yaşanmıştır. Bu dönemde, 1970’lere kadar devam eden “açık kapı politikası” uygulanmıştır. 1973’te baş gösteren petrol krizi ve beraberindeki ekonomik daralma, Avrupa ülkelerini olumsuz yönde etkilemiş, göç politikaları da değişime uğramıştır.

1990’lara kadar Avrupa Birliği’nin herhangi bir sığınma politikasından söz etmek mümkün değildir. Malların, sermayenin, hizmetlerin ve kişilerin serbest dolaşımı önündeki engelleri kaldırmaya yönelik 1987’de yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile iç sınırlardaki denetim yerine Birlik’in dış sınırlarında yapılacak denetim esas olmuştur. İç sınırların kalkmasıyla oluşan güvenlik açığı, dış sınırlardaki denetimin arttırılmasıyla dengelenmeye çalışılmıştır. Diğer taraftan 1989’da Sovyet Bloku’nun yıkılmasıyla birlikte, Avrupa ülkeleri, daha iyi ekonomik ve demokratik koşullarda yaşamak isteyen insanların akınına uğramıştır. Ortak Pazarın kurulması ve Doğu Avrupa’nın siyasi-ideolojik haritasının değişmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni iç güvenlik tehditleri ile baş etmek için 1990’da yürürlüğe giren Schengen Sözleşmesi ile Avrupa’da mülteci hukukunun temelleri atılmıştır. İç sınırların ortadan kaldırıldığı AB’de, dış sınırların korunması, AB ülkelerine girişi engelleme politikası üzerine oturtulmuştur.

1992’de imzalanan Maastricht Anlaşması sonrasında sığınma politikası, üçüncü sütun altnda düzenlenen adalet ve içişleri konularının bir sonucu olarak hükümetlerarası antlaşmalarla yönetilmiştir. Bu dönemde hükümetlerarası işbirliğinin temel amacı, sığınmacıların uluslararası hukuk açısından sahip oldukları hakların garanti altına alınmasından ziyade, giderek artan yasa dışı göçün önlenmesi ve Avrupa Kalesi’ne girmesi istenmeyen kişilerin bu kalenin surlarından elden geldiğince uzak tutulması şeklindeydi. Vize uygulamaları, taşımacılık cezaları, havaalanlarında irtibat görevlilerinin bulundurulması gibi önleyici tedbirlerin yanı sıra gözaltında tutma, geçici koruma statüsünün yanı sıra istihdam, sosyal yardım ve ikamet kısıtlamaları gibi caydırıcı politikalar uygulanmıştır. Dışarıya yönelik politikalar çerçevesinde ise bu dönemde özellikle geri kabul anlaşmalarıyla sığınma ve koruma konusunda üçüncü ülkelere sorumluluk yüklenilmesi istenmiştir. Bu dönemde sıkı kontrol mekanizmalarıyla yasa dışı göçü kontol etme çabaları, sığınma taleplerini olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

AB mülteci politikasının müktesebata entegre edilmesinin belki de en önemli dönüm noktası 1997’de imzalanan ve bundan iki sene sonra yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşmasıdır. Amsterdam Antlaşması’yla birlikte, Birlik’in “bir özgürlük, güvenlik ve adalet” alanı olduğu belirtilmiş ve antlaşmaya serbest hareket, göç ve mülteci konularını kapsayan bir bölüm eklenmiştir. Göç ve sığınma konusu Amsterdam antlaşmasıyla hükümetlerarası karar alma süreçleri ile politika üreten üçüncü temel direğinden alınıp ulus-üstü bir şekilde hazırlanan politikaların yeri olan birinci direğe taşınmıştır. Amsterdam Antlaşması sonrası sığınma politikasında “dışsallaştırma” kavramı ön plana çıkmıştır. “Dışsallaştırma” kavramı, göç denetiminin Avrupa’nın sınırlarının dışında yapılması, yani göçmenler için seçilen hedef ülkelerden uzakta yapılması için AB göç sınırlarının “taşınması” durumunu ifade etmektir.

AB göç politikasında dışsallaştırma kavramını ön plana çıkaran diğer önemli bir olay ise 11 Eylül 2001 tarihinde New York’ta gerçekleşen terörist saldırılardır. 11 Eylül terörist saldırılarından sonra ulus-devletlerin güvenliği artık uluslararası terörizm tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucu olarak da bu saldırılar AB bünyesinde ve üye ülkeler özelinde önemli bir gündem maddesi halini almıştır ve “terörle mücadeleyi” AB’de siyasi gündemin tepesine çıkarmıştır. Bu saldırının AB’nin ortak bir göç ve mülteci politikası oluşturmasında itici güç olduğunu söylemek doğru olacaktır. Göç sorunsalı ile küresel terörizm arasında bir ilişki oluşturulmuştur. 2003 Avrupa Güvenlik Belgesi’nde de belirtildiği gibi; göç olgusu artık AB tarafından bir güvenlik tehdidi olarak algılanmıştır. Bu nedenle gerek AB gerekse üye ülkeler bu yeni güvenlik tehdidine karşı bir takım önlemler alma yoluna gitmişlerdir.

Esasen güvenlikleştirme politikalarının bir devamı olarak görülebilecek dışsallaştırma politikalarını AB tarafından özellikle Dublin Sözleşmesi ve Dublin II Tüzüğü ile getirilen sistem ile görmekteyiz. Dublin Sistemine göre, sığınma başvurularının sorumluluğu bu kişilerin AB topraklarına ilk giriş yaptığı ülkeler üzerindedir. AB üyesi ülkeler başvuru sahibinin sığınma talebini değerlendirmeden bu kişiyi daha önce sığınma başvurusu yapma imkanı olduğu ülkeye (genellikle geçiş yaptığı ülkeye) geri gönderme yetkisine sahip oldular. Diğer bir yöntem olan, “güvenli üçüncü ülke” kavramı ile dünyanın belirli bölge ve ülkeleri güvenli ülke olarak kabul edildiğinde, bu bölge ve ülkede yaşayan ve zulme maruz kalan bir kişinin yaptığı sığınma başvurusu, açıkça temelden yoksun bir başvuru olarak nitelendirilecek ve başvuru incelemeye bile alınmayacaktır. Göç yönetiminde dışsallaştırmanın bir başka yöntemi ise AB genişlemesiyle birlikte oluşmuştur. Bu çerçevede AB’ye aday üye ülke konumundaki ülkelerin uymak zorunda oldukları üyelik koşulları AB sınırları dışında katı göç yönetimi kurallarının teşvik edilmesini sağlamıştır.

2007 Lizbon Antlaşması ile başlayan son süreçte AB göç ve sığınma politikasında “dışsallaştırma” olarak tanımlanan yönetim politi­kasını daha da ön plana çıkarmıştır. Son yıllarda göçmenlerle ile ilgili yaşanan olumsuz gelişmelerin katlanarak artması, toplumlarda oluşan yabancı korkusu ve siyasi partilerin, toplumlarda var olan bu korkuyu tetiklemesi, göç olgusunun gittikçe güvenlikleştirilmesine neden olmuştur.

2009’da imzalanan Stockholm Programı, Avrupa Birliği’nin sığınma ve göçe yaklaşımını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bir yandan göçmenlerin sınır dışı edilmesine ilişkin kararların etkili bir şekilde uygulanması için devletlerarası yoğun işbirliği, diğer yandan mülteci ve diğer uluslararası koruma statüleri verilirken ulusal makamların takip ettiği katı politikalar söz konusudur.

Görüldüğü üzere, yapılan yasal düzenlemeler mülteciler için sığınmaya yeni erişim yolları açmak yerine bu yolları daha da tıkamıştır. Sığınmacıların, yasadışı göç politikası çerçevesinde değerlendirilmeleri, sığınma arayan insanların insan ticareti yapan şebekelere mahkum edilmesine ve insan haklarının giderek ikinci plana atılmasına neden olmuştur. Göç sorununun güvenlik ekseninde ele alınması beraberinde katı göç politikalarını getirmiş ve sığınmacıların dışsallaştırılmalarına neden olmuştur.

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.
İlgili Yayınlar