Hukuksal İktidar

Yayınevi: Yetkin Yayınları
Yazar: Semih Batur KAYA
Ürün Kodu: DE254
ISBN: 978-605-05-0429-3
Stok Durumu: Stokta var
76,50 TL 85,00 TL

Adet

 
   0 yorum  |  Yorum Yap
Kitap Künyesi
Yazar Semih Batur KAYA
Baskı Tarihi 2019/05
Baskı Sayısı 1
Boyut 16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Cilt Karton kapak

Hukuksal İktidar ( Modern Devlette Siyasal İktidarın Sınırlandırılmasında Anayasa Yargısının Rolü)

Arş. Gör. Semih Batur KAYA

2019/05 1.Baskı, 484 Sayfa

ISBN 978-605-05-0429-3

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ5

İÇİNDEKİLER9

GİRİŞ15

BİRİNCİ BÖLÜM

I.MODERN DEVLETİN OLUŞUMU VE GELİŞİMİ29

A.Devlet Terimi29

B.Modern Devletin Doğuşu ve Gelişimi34

1.Genel Olarak34

2.Machiavelli36

3.Bodin40

4.Hobbes44

5.Rousseau51

6.Max Weber59

7.Carl Schmitt63

C.Modern Devletin Kurumsallaşmış İktidarı: Egemenlik66

D.Modern Devlet ve Hukuk72

1.Genel Olarak72

2.Hans Kelsen75

3.Ronald Dworkin82

4.Genel Değerlendirme95

a.Ön Belirleme Hak Olgusu95
b.Değerlendirme I: İradeci Yaklaşımın Eleştirisi97
c.Değerlendirme II: Hukuk ve
Devletin Hukuku Değiştirmesi Sorunu103
d.Hukuk Kıskacında Devlet105

E.Devlet Olgusu ve Derinliği105

F.Modern Devlet ve Siyasi İktidar Ayrımı113

1.Modern Devletin İktidarının Görülmeyen Yüzü:
“Devlet Aklı”113

2.Modern Devlet ve Siyasi İktidar Birleşimi
Faşist İktidara Doğru117

3.Modern Devlet ve Siyasi İktidar Ayrımı:
Hukuksal İktidara Doğru123

G.Değerlendirme: Devlet İktidarının Bölünmesi,
Kuvvetler Ayırlığı ve Mekanist Anayasa Anlayışına Geçiş127

1.Kuvvetler Ayrılığı127

2.Mekanist Anayasa Anlayışı: Denge ve Denetim131

II.SİYASAL İKTİDAR: DOĞASI, ANLAMI VE BOYUTLARI137

A.İnsanın İktidarı: Toplumsal ve Siyasal İktidar137

1.İnsanın İktidarı: Norm, Yasa ve İktidar137

2.Genel Olarak İktidar: Tanım ve Kapsam141

a.Genel Olarak141
b.Tanım ve Kapsam145
c.Sosyal İktidar147

B.Siyasal İktidar152

1.Modern Siyasal İktidarın Doğuşu152

2.Siyasal İktidar157

a.Siyasal İktidar157
b.Siyasal İktidarın Hiyerarşisi: İktidarın Saf Hali162
aa.Siyasal İktidarın Derinliği162
bb.Siyasal İktidarın Rasyonel ve Romantik Hiyerarşisi169

aaa.Genel Olarak169

bbb.Rasyonel ve Romantik İktidar Hiyerarşisi173

i.Din Kodu173

ii.Irksal Kod176

iii.Lider Kod180

iv.Norm ve Kurum Kodu181

v.Milli İrade Kodu184

c.Siyasal İktidarın Meşruiyet Sorunu187

İKİNCİ BÖLÜM

III.SİYASAL İKTİDARIN SINIRLANDIRILMASI SORUNU:
 HUKUKSAL İKTİDARA DOĞRU193

A.Hukuksal İktidara Doğru Birinci Aşama
İktidarın Sınırlandırılması193

1.İktidarın Sınırlandırılmasının Kökeni193

a.Antik Yunan’da İktidarın Sınırlandırılması193
b.Sokrates195
c.Platon196
d.Aristoteles201

B.Modern Devlette İktidarın Sınırlandırılması203

1.Genel Olarak203

2.Siyasal İktidarın Sınırlandırılmasının Anlamı ve
Kapsamı204

a.John Locke207
b.Montesquieu217

C.Modern Devlette İktidarı Sınırlandıran Değerler220

1.Genel Olarak220

2.Adalet, Eşitlik ve Özgürlük Düşüncesi224

a.Adalet, Eşitlik ve Özgürlük224
b.Değerlendirme245

3.Anayasacılık247

a.Anayasa: Kavram ve Olgu247
aa.Genel Olarak247
bb.Kavram249
cc.Olgu: Toplumsal Sözleşme255
b.Anayasacılık261
aa.Hukuk Devleti268

aaa.Kavram268

bbb.Hukuk Devletinin Derinliği271

i.Devlet Aklı271

ii.Hukuk Devleti Olgusu276

(i)Genel Olarak276

(ii)Biçimsel Hukuk Devleti280

(iii)Maddi Hukuk Devleti281

ccc.Hukuk Devletinin İktidarı Sınırlandırma
Biçimleri285

i.Hukuk Güvenliği285

ii.Yargının Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı286

iii.Ceza Sorumluluğunun İlkeleri290

iv.Hak ve Özgürlüklerin Tanınması ve Korunması291

 

c.Demokrasi Olgusu293
aa.Kavram293
bb.Çoğunlukçu Demokrasi300
cc.Çoğulcu Demokrasi309
dd.Demokratik Toplumun Esasları315
d.Demokrasinin İktidarı Sınırlandırma Biçimi:
Anayasal Demokrasi317
e.Anayasal Demokrasiye İlişkin Doktrin Görüşleri317
f.Değerlendirme327

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

IV.MODERN DEVLETTE SİYASAL İKTİDARIN DENETİMİNDE
 ANAYASA YARGISININ ROLÜ333

A.Siyasal İktidar ve Denetim333

B.Denetimin Kökeni335

C.Modern Devlette Siyasal İktidarın Yargısal Denetiminin
Anlamı337

D.Anayasa Yargısının Modern Devlette Siyasal İktidarı
Denetimi339

1.Anayasa Yargısı ve Denetim Olgusu339

a.Anayasa Yargısı ve Denetim İşlevi339
b.Anayasa Yargısının Oluşumu ve Gelişimi:
Denetimin Doğuşu345
aa.Anayasa Yargısının Kökeni345
bb.1610 Tarihli Dr. Bonham Kararı345
cc.Marbury v. Madsion Kararı349

c.Anayasa Yargısının Oluşumu352

d.Anayasa Yargısının Gelişimi:
Yargısal Denetimin Yükselişi356

e.Anayasa Yargısını Ortaya Koyan Tezler361

aa.Genel Olarak361
bb.Anayasa Yargısında Temel İşlevden Sapma: Hegamonik Koruma Tezi365

E.Modern Devlette Siyasal İktidarın Anayasal Denetimi
Sorunu369

1.Anayasa Yargısının Siyasal İktidarı Denetleme Biçimleri369

a.Kanunların Anayasaya Uygunluğu Denetimi369
aa.Genel Olarak369
bb.Anayasal Denetimin Kötü Bir Örneği:
Türk Anayasa Mahkemesinin 367 Kararı374
b.Anayasa Şikâyeti382
aa.Genel Olarak382
bb.Anayasa Şikayetinde Bir Örnek:
İfade Özgürlüğü Kararı385
c.Anayasa Yargısı ve İktidar İlişkileri391
aa.Genel Olarak391
bb.Siyasal İktidarın Alanını Sınırlandıran ve
Daraltan Akımlar395

aaa.Genel Olarak395

bbb.Siyasal İktidarın Alanını Daraltan Akım:
Yargısal Aktivizm398

ccc.Yargısal Aktivizmin Derinliği403

ddd.Siyasal İktidarın Alanını Genişleten Akım:
Politik Sorun407

eee.Anayasa Yargısı ve Siyaset Etkileşimleri: Değerlendirme413

cc.Anayasa Yargısı ve Siyasal İktidar423
dAnayasa Yargısının Belirlenmiş Alanı:
Hak Temelli Yargı İradesi432
aa.Anayasa Yargısının Belirlenmiş Alanı432
bb.Hak Temelli Yargı İradesi437
e.Anayasa Mahkemelerinin Kararlarının Bağlayıcılığı440
f.Siyasal İktidarın Sınırlandırılmasında
Ulus Üstü Bir Merci: AİHM444
aa.Genel Olarak444
bb.AİHM ve Anayasal Etkileri444

aaa.AİHM ve Çalışma Esası444

bbb.AİHM’in Anayasal Etkileri447

ccc.AİHM’in Siyasal İktidarı Denetlemesine
Örnekler451

ddd.DGM Askeri Yargıcının Konumu ve
Yargının Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı451

eee.TCK m. 301’e İlişkin İçtihat453

SONUÇ457

KAYNAKÇA463


İktidar toplanmayı ve böylece tortulaşmayı sağlayan bir karaktere sahiptir. İktidarın saf teorisi gücün tekelleşmesi ve tekilleşmesini arzular. İktidar olgusu bu yönüyle insan hak ve özgürlükleri üzerinde ciddi tehlikeler beraberinde getirir. Üstelik bu iktidarın yasama veya yürütme ve hatta yargı iktidarı etrafında toplanması veya bunların değişik görünüm biçimleriyle ortaya çıkması sonucu değiştirmemektedir. Her iktidar kendi yaşam rejimini kurgular. Hukuk ise esasında bir iktidar dağılımını öngörür. Bu süreç iktidarın belirlenmesi, tanımlanması ve nihai olarak sınırlandırmasını içerir. Bu bağlamda denge ve denetim hukukun özünü teşkil eder. Buradaki temel itki insan hak ve özgürlükleri, yani insan onurudur.

Boetie ve Rousseau’nun deyimlerinin aksine insan zincirleriyle birlikte, doğar özgür olmak için ise her yerde bu zincirleri tek tek kırması gerekir. Bunun karşısında duran yegane faktör ise iktidar olgusudur. İktidar, özellikle de siyasi iktidar birey ve toplumun hak ve özgürlükleri üzerinde ve demokratik yönetim sistemi üzerinde en büyük tehdidi teşkil etmektedir. Güç ve zor kullanma tekelliği ve tekilliği siyasi iktidarı birey-toplum ve iktidar geriliminde potansiyel bir tehlike haline getirmektedir. İktidar modern devletle form bulmuş, cisimleşmiştir. Modern devletin dirimsel kaynağı olarak siyasi iktidar ise yönetimin ve dolayısıyla rejimin karakterini belirleyen en önemli değişken konumundadır. Ancak siyasi iktidar deyim yerindeyse ele avuca sığmaz bir yapı sergiler. Dolayısıyla iktidar statik bir yapı sergilemez, iktidar dinamik bir yapıdadır. Bu yönüyle iktidar bulunduğu yerde hacim genişletmeye eğilim gösterir. Bu yönüyle her iktidar potansiyel bir diktatörlükle sonuçlanabilir. Çünkü bu potansiyel, iktidarın doğasında vardır.

Diktatörlük ve bunun adeta yaşam rejimi faşizm totaliter ve otoriter bir siyasal ve sosyal rejim öngörür. Faşist devlette birey olgusu söz konusu değildir. Birey ancak toplum içerisinde yerine getirdiği fonksiyonlara göre bir değer ve varlık bulur. Dolayısıyla faşist devlette bireyin iradesi ve anlam dünyası siyasal rejime aktarılmaz bir haldedir. Bununla beraber, yine bu doğrultuda, faşist devlette bireyin doğuştan eşit ve özgür olduğu düşüncesi de söz konusu değildir. Adalet, eşitlik ve özgürlük faşist devlette ya yer almaz ya da çarpık biçimiyle uygulamaya sokulur. Dolayısıyla insanların iktidara yönelik ileri sürebileceği ve iktidarın dokunmaması gereken hak ve özgürlükleri yoktur. Dolayısıyla insanlar hak ve özgürlük sahibi değildirler; ancak görevleriyle bir varlık ve anlam ifade ederler. Bu şekilde adeta kurgulanan yaşam rejiminde insanlar canıyla, malıyla ve tüm diğer değer ve düşünceleriyle birlikte tamamen devlete tabidir.

Ancak günümüzde siyasal rejimlerin önemli bir çıkış noktası “melez rejim”lerdir. Bu olgu küresel anlamda bir gerçeklik haline gelmektedir. Gerçekten de Latin Amerika ülkelerinin yanında Rusya, Türkiye, Venezuela, Polonya gibi ülkelerde bu tür bir gerçeklikle karşılaşmaktayız. Bu olgu doktrinde çeşitli şekillerde ifade edilmektedir: “melez rejimler”, “sözde demokrasiler”, “modern otoriterizm”, “yarışmacı otoriterizm” vb. Üstelik bu gerçeklik diktatörlükle demokratik hukuk devleti arasında çizdiği kaygan zeminle hak ve özgürlükler üzerinde daha çok ciddi boyutta tehlikeler arz etmektedir. Peki, burada çıkış yolu olarak ne gösterilebilir? İşte tam bu noktada demokratik hukuk devletini incelemek gerekir.

Küresel anlamda otoriterliğin yükselişine tanıklık etmekteyiz. Demokratik hukuk devleti ile faşizm arasında melez motiflerle yüklü siyasal ve sosyal rejimler yükseliştedir. Melez rejimler renkleri tam belli olmadığı için demokratik hukuk devleti üzerinde çok daha ciddi tehditler barındırdığı kanaatindeyiz. Maalesef bundan Türkiye de nasibini almaktadır. Peki bu şekildeki otoriterliğin yükselişinden gerek küresel anlamda gerek Türkiye özelinde nasıl kurtulabilinir? Bunun için yegane formül modern hukukun araçlarının demokratik hukuk devleti anlayışıyla yeniden donatılmasıdır.

Gerçekten de demokratik hukuk devleti anlayışı modern hukukun araçlarını hak, norm ve irade sorunları etrafında sarmakta ve iktidarın saf teorisinin yaşam pratiğine geçmesini böylece engellemektedir. Her şeyden önce demokratik hukuk devleti modern hukuku hak sorunu ekseninde yeniden değerlendirmektedir. Hak ontolojik meşruiyeti kendinden menkul bir değer ve ilkeler kümesini barındırmaktadır. Bu anlamda hukukun özü hakka indergenmektedir. Hukuk bir bütün olarak bir hak yarattığı veya var olan bir hakkı yaşam pratiğine geçirebildiği ölçüde bir değer ifade etmektedir. Hak bu bağlamda çifte bir işlev görmektedir. İlk olarak hak modern hukukun özünü ortaya koyarak ontolojik bir dayanak sağlamakta ve ikinci olarak hak söz konusu bu ontolojik meşruiyeti ile bir episteme pratiği ortaya koymaktadır. Böylece modern hukuk kökeninde ve geleceğinde kendinden menkul bir meşruiyet bulmaktadır. Bu durum ise yine iki açıdan önem taşımaktadır. Birincisi modern hukukun norm sorunu ikincisi ise modern hukukun irade sorunlarının çözümü için ortam hazırlanmaktadır.

İkinci olarak modern hukukun norm sorununa değinmek gerekir. Norm sorunu modern hukukun işleyişinde oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Peki nedir norm sorunu? Norm sorunu modern hukukun hukuk devleti yaklaşımıyla yeniden değerlendirilmesidir. Buradaki yeniden değerlendirme normun kapsayıcı bir şekilde insan onuruna yönelmesidir. Bir varlık olarak insan hak ve özgürlüklere sahiptir ve bu hak ve özgürlükler kendinden menkul bir yapıya sahiptir. İnsan haklarının çekirdeğinde ise insan onuru yer almaktadır. İşte hukuk devleti modern hukuka bu tür bir özellik kazandırmaktadır.

Hukukun bir diğer temel sorunu olan irade sorunu da çoğulcu demokrasi ile aşılabilir. İrade sorunu matematiksel bir çoğunluğa indirgenemez. Çünkü her bir irade ayrı bir anlam dünyasını, ayrı bir yaşamı temsil etmektedir. Dolayısıyla her irade siyasal ve sosyal karar alım sürecine aynı oranda katılmalı, aynı oranda nimetlerinden yararlanmalı ve külfetlerinden sorumlu tutulmalıdır. Çoğulcu demokraside hukuk devletiyle oluşturulan nitelikli normlar bütünü aynı zamanda modern devletin demokratik pratiğini, bir diğer ifade ile hareket kabiliyetini de belirler, tanımlar ve sınırlandırır. Böylelikle yönetim faaliyetinde insan hak ve özgürlükleri doğrultusunda norm ve iradenin mükemmel bütünlüğü sağlanır

Demokratik hukuk devleti iktidar ve değişik görünüm biçimlerinin sınırlandırılması ve bu sınırlı ortamda hakların korunması ve güvenceye bağlanmasıdır. Demokratik hukuk devletinin özü bu bağlamda denge ve denetimdir. Bu doğrultuda anayasacılığa bağlı değerler dizisi olarak kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti ve çoğulcu demokrasiden söz edilebilir. Anayasacılık bu anlamda modern görünüm biçimiyle demokratik hukuk devleti olarak somutlaşmaktadır. Demokratik hukuk devleti gerçekten hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini istemekte ise “hakları ciddiye”, bize göre ise daha çok ciddiye almalıdır.

Son olarak belirtmek gerekir ki anayasacılık ve bunun somut formülasyonu niteliğindeki demokratik hukuk devleti bağlamında her bireye düşünsel ve eylemsel düzeyde eşit şans ortamı sağlanmalıdır ve hangi statüde olursa olsun her bireyin istek ve arzusunun diğerinki kadar önemli ve değerli olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla siyasi ve hukuki yapılanma toplumun bütün üyeleri bağlamında aynı kaygı ve ilgi içerisinde olmalıdır. Herkes özgür karar verme, tercihlerini serbestçe ortaya koyma potansiyeli içerisinde olmalıdır. Bu anlamda eşit etkileşim eşit yankılaşıma sebep olur. Böylece karşılıklı saygı bilinci gelişir. Bu bilincin yansıması ise şu şekilde olur: a. Tek tek her bireyi koruyan, onun bütün hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir içerik, b. Eşit statü, c. Kötü söylemleri dahil olmak üzere herkese ifade özgürlüğü, d. Fırsat eşitliği. Örneğin bireyin barınma, sağlık vb. gibi temel ihtiyaçlarının devlet güvencesi altında olması, e. Tam bir düşünce, inanç ve bunların bütün biçimleriyle ifade özgürlüğü ortamı.

Son olarak bu çalışmada bana desteklerini esirgemeyen değerli hocalarıma teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca bana sağladıkları moral ve motivasyondan dolayı değerli dostlarım Güven Çağan ve Mustafa Demirel’e çok teşekkür ederim. Bu çalışmayı yayımlayan Yetkin Yayınevinin tüm çalışanlarına sonsuz teşekkür ederim. Çalışma demokratik hukuk devletine bir nebze bile olsa dikkat çekmeyi başarırsa kendimi çok mutlu addedeceğim.

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.