Sermaye Piyasası Kanunu'nun Sistematik Analizi

Stok Durumu: Tükendi
39,95 TL 47,00 TL

Adet

 
   0 yorum  |  Yorum Yap
Kitap Künyesi
Yazar Nusret ÇETİN, Hatice Ebru TÖREMİŞ, Zeynep CANTİMUR
Baskı Tarihi 2014/07
Boyut 16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Cilt Karton kapak

TM196
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun Sistematik Analizi
Nusret ÇETİN-Hatice Ebru TÖREMİŞ-Zeynep CANTİMUR
2014/07 Baskı, 266 Sayfa
ISBN 978-975-464-850-8

6.12.2012 tarihinde kabul edilen 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 30.12.2012 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, bu yeni Kanun’u anlama ve anlatma çabasının bir sonucu olarak hazırlanan bu eser, sermaye piyasası hukuku alanında var olduğunu gördüğümüz bir boşluğu doldurmak üzere kaleme alınmıştır.

Bu anlayışla, Sermaye Piyasası Kurulu’nda görev yapan hukukçular olarak, uygulayıcının gözüyle okuduğumuz Kanun’u, farklı perspektiflere sahip okuyucuların gözüyle anlaşılabilecek şekilde anlatmak amacıyla bu kitabı kaleme aldık. Kanun’un yürürlüğünün üzerinden bir buçuk yıla yakın bir zaman geçmişken baskıya hazır hale getirilmiş bu eser, henüz tüm tazeliğini koruyan bu alanda hazırlanan ilk eser olma amacını taşımaktadır. Özellikle yeni kavram ve kurumlar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili konulardaki uluslararası düzenlemeler ile büyük ölçüde karşılaştırmalı olarak hazırlanan bu çalışmanın, öğrenciler, akademisyenler, piyasa aktörleri ve uygulayıcılar bakımından faydalı olması gayesindeyiz. (Önsöz'den)

Yeni Kanun’da temel olarak sermaye piyasası araçları, bu araçların ihracı, ihraççılar, halka arz edenler, sermaye piyasası faaliyetleri, sermaye piyasası kurumları, borsalar ile sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü diğer teşkilatlanmış piyasalar, piyasa işleticileri, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB), merkezî takas kuruluşları, merkezî saklama kuruluşları, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve SPKr düzenleme kapsamına alınmıştır.[1] 2499 sayılı Kanun’da da olduğu üzere halka açık olmayan anonim ortaklıkların halka arz edilmeyen pay ihraçları, Kanun’un kapsamı dışında bırakılmıştır.

2499 sayılı Kanun ve Kurul tarafından çıkarılan ikincil düzenlemeler, ülkemizde sermaye piyasası hukukunun ve halka açık anonim ortaklıklar hukukunun altyapısının oluşması bakımından hayati bir rol oynamıştır. Bu hususlar öğretide de birçok akademik çalışmaya konu edilmiştir. 2499 sayılı Kanun dönemine ait düzenlemelerin büyük bir bölümü yeni Kanun’da da muhafaza edilmiş olup, söz konusu hususların detaylarına yer verilmesi bu çalışmanın amacını aşacağı gibi halen öğretide incelenmiş konuların tekrarına da yol açacaktır. Bu sebeple, mevcut çalışmada esas itibariyle yeni Kanun tarafından getirilen yenilik ve değişiklikler bir sistematik içinde ele alınarak incelenmiştir. Ancak, anılan incelemenin yapılması sırasında, Kanun’da yer alan hükümler ile yetinilmeyerek, bu hükümlere dayanak teşkil eden karşılaştırmalı hukuktaki metinler de dikkate alınmış ve yakın zamanda yürürlüğe giren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri ile de paralellikler kurulmuştur.

Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde, yeni Kanun’un ihraç ve halka arza ilişkin düzenlemeleri ile finansal raporlama, bağımsız denetim ve kamunun aydınlatılmasında özel durumlara ilişkin düzenlemeleri “Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık” başlığı altında incelenmiş ve bu bölümde ayrıca kamuyu aydınlatmadan doğan hukuki sorumluluk sistemine dair yeni düzen ele alınmıştır.

İkinci bölümde, halka açık ortaklıklar hukukunda öngörülen yenilikler ve bu kapsamda olmak üzere, halka açık ortaklık statüsüne, kurumsal yönetim ilkelerine, kayıtlı sermaye sistemine, kârın dağıtılması ve bağış yapılması ile ortaklıkların kendi paylarını satın ve rehin almasına, önemli nitelikteki işlemlerine ve genel kurul toplantılarına ilişkin esaslar sistematik olarak incelenmiştir.

Çalışmanın üçüncü bölümü, sermaye piyasası faaliyetleri altında düzenlenen yatırım hizmet ve faaliyetleri ile yan hizmetler ile yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, konut ve varlık finansmanı fonları, ipotek finansmanı kuruluşları, varlık kiralama şirketleri ile bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşlarından oluşan sermaye piyasası kurumlarına, borsalar ve teşkilatlanmış diğer piyasalar ile özdüzenleyici kuruluşlara hasredilmiştir.

Dördüncü bölüm altında, yeni Kanun’un sermaye piyasalarında sistemik riskin azaltılmasına yönelik düzenlemelerine, bu kapsamda olmak üzere, merkezi takas ve saklama kuruluşları ile teminatlar ve yatırımcı varlıklarının kullanım esaslarına değinilmiştir.

Beşinci bölümde ise, yatırımcıların korunması ve yatırımcı haklarının güçlendirilmesi amacıyla getirilen yeniliklerden özellikle kamuyu aydınlatmaya, ayrılma hakkı ve pay alım teklifine, uyuşmazlık çözüm yöntemleri ile yatırımcı tazminine ilişkin düzenlemeler incelenmiştir.

Nihayet, sermaye piyasalarının geliştirilmesinin düzenlemenin yanı sıra denetlemeyi de gerektirdiği anlayışından hareket eden Kanun’a paralel olarak, çalışmanın altıncı ve yedinci bölümlerinde ise sermaye piyasası hukukunda denetim ve tedbirler ile sermaye piyasası mevzuatına aykırı fiiller ile bunların yaptırımları ele alınmıştır. (Giriş'ten)



[1]      6362 sayılı Kanun’un düzenleme kapsamından bahsederken, bankalar ile sigorta şirketlerinin özel durumunun gözönünde tutulması gerekmektedir. Kanun’un 136. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kendi sermaye piyasası araçlarını halka arz ederek veya halka arz etmeksizin satan bankalar ile bu Kanunda tanımı yapılan yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinde bulunan bankalar, bu faaliyetleri ile sınırlı olarak, bu Kanun hükümlerine tabi olurlar. Bu Kanun hükümleri ortak sayısı bakımından bankalar hakkında uygulanmaz. Bankalar ile sigorta şirketleri kuruluş, gözetim, muhasebe ve bağımsız denetim standartları konuları ile payları halka arz yoluyla satılan bankaların dağıtacakları temettü ve yeniden değerleme artış fonunun özkaynaklarının kullanımına ilişkin esaslar özel mevzuatına tabidir.

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.