Türk Anayasal Düzeninde Siyasal Hak ve Özgürlüklerin Kapsamı ve Sınırları

Yayınevi: Yetkin Yayınları
Yazar: Hamdi Gökçe ZABUNOĞLU
ISBN: 9789754647143
Stok Durumu: Stokta var
39,95 TL 47,00 TL

Adet

 
   0 yorum  |  Yorum Yap
Kitap Künyesi
Yazar Hamdi Gökçe ZABUNOĞLU
Baskı Tarihi 2013/02
Boyut 16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Cilt Karton kapak

AH187
Türk Anayasal Düzeninde Siyasal Hak ve Özgürlüklerin Kapsamı ve Sınırları
Dr. Hamdi Gökçe ZABUNOĞLU
2013/02 Baskı, 316 sayfa
ISBN 978-975-464-714-3

Siyasal hak ve özgürlükler, insan hakları içerisinde önemli bir bölümü oluşturur. Siyasal haklar, bireyin siyasal gücün kullanılmasına katılmasını sağlayan haklardır. Birinci kuşak haklar içerisinde yer aldığı kabul edilen siyasal hakların kapsamının belirlenmesi ve üzerinde çalışılması bu hakların nasıl kullanılacağının, sınırlarının ne olduğunun ve bu hakların kötüye kullanılması durumunda ne tür yaptırımların uygulanabileceği problemi tez çalışması olarak seçilmesindeki etkin nedenlerdir. Ülkemizde özellikle siyasi partilere ilişkin düzenlemelerin siyasal hak ve özgürlüklerin aşırı sınırlandırılması görünümünü ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Yine yurttaşlık hakları ve ödevi üzerinde süregelen tartışmalar, hak arama özgürlüğünün Bilgi Edinme Yasası sonrası dönemde kapsamının ne olduğu tartışılmaya değer başlıklar olarak belirmektedir. Siyasal hak ve hürriyetlerin yalnızca kozmetik bir görünüm mü arz ettiği ya da yalnızca vitrinlik bir biçimde mi anlaşıldığı da Avrupa Birliği ile uyum sürecinde üzerinde düşünülmesi ve çözümlemesinin yapılması gereken önemli bir noktadır.

Tezin konusu siyasal hakların gelişimi, 1982 Anayasası ve AİHS çerçevesinde siyasal hak ve özgürlüklerin kapsamının belirlenmesi, sınırlama sisteminin incelenmesi, tez konusu hak kümesinin kullanılmasında karşılaşılan sorunların belirlenerek, bunlara karşı çözüm yollarının önerilmesidir.
Başlık altında siyasal hakların içeriksel olarak kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Birinci kuşak haklar içerisinde kabul edilen tez konusu hak kümesi medeni / kişisel haklarla bağlantısı yadsınamaz. Özellikle düşünce özgürlüğü, dernek kurma (örgütlenme) özgürlüğü siyasal haklardan siyasal parti özgürlükleri ve seçme-seçilme hakkı ile ilintili özgürlükler olarak görülebilir.
Siyasal haklar, bireyin siyasal gücün kullanılmasına katılmasını sağlayan haklardır. Devletin yönetimine katılmayı bir başka deyişle siyasal iktidarın oluşmasını sağladığı için aktif statü hakları, nitelik olarak bakıldığında bu haklara katılma hakları da denir.
Demokrasi, siyasal özgürlüklerin önem kazandığı bir siyasi düzeni ifade eder. Demokrasinin vazgeçilmez iki unsuru özgürlük ve eşitliktir. Demokrasi ile bireyin özgürlükleri birbiriyle yakın ilişki içerisindedir. Demokrasi bireylerin yönetime yönelik kararlar almasını ve bu kararları almaya yetkili olmasını gerektirir. Siyasi hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla kazanmış bir toplum, kendini yönetecek kişileri kendi iradeleri doğrultusunda karar almaya yönlendirir. Bu demokrasi için ideal olandır. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi m. 21'de ve Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi m. 25'te de belirtildiği gibi halkın iradesi kamu otoritesinin temelidir ve herkesin yönetime katılma hakkı vardır.
Yurttaşlar, yönetime eşit biçimde katılma haklarını temsilciler aracılığıyla gerçekleştirebilirler. Bunun için "genel ve eşit oya dayalı ve seçmenlerin özgür iradesinin ifadesini sağlayacak gizli oyla yapılan gerçek periyodik seçimlerde oy verme ve seçilme" (KSHS m.25/2) haklarına sahiptirler.

Hukuk bilimi ve siyaset bilimi literatüründe son derece ilgi çeken, güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen siyasal hak ve özgürlüklerin ulusal, uluslararası ve ulusal üstü boyutlarda çalışma yapılabilmesi için elverişli olması, içerdiği yurttaşlık, siyasal parti, seçim, kamu hizmetlerine girme hak ve özgürlükleriyle çok boyutlu olarak tartışılabilecek ve temel hak genel teorisiyle ilişki içerisinde olması sebebiyle tez çalışmasının konusu olarak tercih edilmiştir

Tez konusu, kamu hukukunun kavram ve kurumlarıyla ilişkilidir. Modern Devlet, yurttaşlık, demokrasi ve insan hakları kavramlarından ayrı düşünülemez. Katılma hakları olarak da tanımlanan siyasal haklar, demokratik bir toplumda bireylerin yönetime katılmalarını sağlayan haklar kümesidir. Seçim hakkı, seçme ve seçilme hakkını ve adil, demokratik bir seçim sistemini güvence altına alır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilen siyasal partiler, siyasi örgütlenme özgürlüğünün görünümüdür. Bir ülkedeki siyasal sistem, siyasal partiler hukukunun gelişmişliği ile belirlenebilir. Kamu hizmetlerine girme hakkının herkese tanınması ve bu noktada hizmetin gereklilikleri dışında her hangi bir ayrım güdülmemesi de demokratik düzenle ilintilidir.

1961 ve 1982 Anayasaları 'partiler demokrasi'sinden hareketle siyasi partileri demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olarak saymışlardır. Özgürlükçü demokrasi her alanda, herkese düşünce ve hareket serbestliği tanıma ilkesine dayandığından, kendine duyduğu güven ölçüsünde hoşgörüye sahip olacağı doktrinde genel kabul görmüştür. Uygulamada da İkinci Dünya Savaşından sonra siyasi alan anayasal değerlerle sınırlandırılıp özgürlükçü demokratik düzeni ortadan kaldırmak isteyen siyasi akımlara meşru siyaset alanı kapatılmış, militan demokrasi anlayışı genel eğilim olarak belirmiştir. Bu planda, 1949 tarihli Federal Alman Anayasasının 21/2 maddesi hükmü, amaçları ve mensuplarının davranışları özgürlükçü demokratik temel düzeni ihlal etmeye veya ortadan kaldırmaya veya Federal Alman Cumhuriyeti'nin varlığını tehlikeye yönelen partilerin Anayasaya aykırı oldukları ve Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacakları öngörülmüştür. 1961 ve 1982 Anayasaları da mücadeleci demokrasiden etkilenerek siyasi partilerin faaliyetleri amaçları ve ideolojileri yönünden yasaklar getirmiş ve tüzük, program ve faaliyetlerinde bu yasakları ihlal eden partilerin AYM tarafından kapatılmalarını öngörmüştür .
68. ve 69. maddelerin ilk halinde Anayasa yapımında öngörülen depolitizasyona yönelik düzenlemeler katılımcı demokrasiye geçişi sağlamak amacıyla yapılan 1995 değişikliklerinde değiştirilmiş ve 2001 değişiklerinde bu hedef doğrultusunda daha ileri adımlar atılmıştır. 1995 değişikliği ile m. 68 f. 4'e eşitlik ve hukuk devleti, suç işlemeyi teşvik etmeme ilkeleri eklenmiş m. 69'da yer alan m. 14'ün sınırlamaları dışına çıkan siyasi partilerin temelli kapatılacağı hükmü metinden çıkarılmış ve siyasi partilerin m 14'e dayanılarak kapatılmaları olanağı kalmamıştır. Zaten 14. madde hükmü düzenlemesindeki hükümlerin pek çoğu siyasi partilerin yasaklanma nedenleri olarak belirtilmiştir . 2001 değişikliğiyle m. 68'deki yasaklamalar değişen m. 14'deki kötüye kullanma nedenlerini kapsar niteliktedir. Her ne kadar değişikliklerle özgürlükçü bir gelişim sağlanmışsa da SPY'de belirtilen yasaklar Anayasanın sınırlama ve yasaklama rejimini genişletir niteliktedir ve özgürlükçü açılımın önünde bir başka engel olarak gözükmektedir . 2001 değişikliğiyle getirilen yenilikler, ana hatlarıyla odak olma kriteri, kapatma kararı dışında yeni yaptırımların öngörülmesi, parti kapatma kararında nitelikli çoğunluğun aranması olarak sıralayabiliriz.

1995 değişikliği sonrası anayasa yapıcısının yeni görüşlerine göre bir yorum yoluna gidilebilecekken ve doktrinde 1995 sonrası artık SPYdeki hükümlerin kimilerinin anayasaya aykırılığı düşüncesi ortaya konulmuşken AYM, yorum yapmak yerine, siyasal parti kapatma davalarında doğrudan uymak zorunda olduğu SPY yasaklarına göre karar vermiştir. Bu doğrudanlık ise aşkın yasakların sakıncalarını arttırmıştır . SPY'de yer alan yasaklayıcı düzenlemelerin pek çoğu anayasanın çizdiği sınırı aşar bir nitelik arz etmektedir ve anayasaya aykırılık teşkil etmektedir. SPY'de yer alan yasaklama hükümleri kapsamında siyasi partilerin kapatılması nedenleri, makul kapatma nedenlerini aşmış görünmekte ve AİHS'nin ilgili hükümlerine, pek çok evrensel ilkeye ters düşmektedir .

Halkın temsilcilerinin hangi yöntemlerle nasıl belirleneceği, başlangıçtan günümüze birçok gelişme aşamalarından geçmiştir. Önceleri seçimler ve seçim gelenekleri genel oya dayanmamaları nedeniyle demokratik değildir. Günümüz liberal demokrasilerinde seçimler serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, tarafsızlığına güvenilen kurumların gözetim ve denetim altında yapılmaktadır .

Anayasa, seçim yasaları, siyasal partiler yasası gibi bir dizi düzenleme seçim hukukunu meydana getirir. Bunlar siyasal rejim ve toplum hayatı açısından oldukça önemlidirler. Türkiye'de seçimlerin tarihi oldukça eskiye gitmekle birlikte, seçimlerin bir demokratik yöntem olarak kurumlaşması konusunda ciddi sorunlar yaşandığı da bir gerçektir. Bir yandan halka olan güvensizlik, bir yandan hükümetlerin kendi iktidarlarını kayıran seçim yasası değişiklikleri, bir yandan da otoriter dönemler (II. Abdülhamit Dönemi veya İttihat ve Terakki'nin tek parti yönetimi gibi) ve kesintiler (askeri darbe parantezleri) bu kurumlaşmanın önündeki başlıca engelleri oluşturmuşlardır . Ülkemizde seçim sistemi sorunu, sadece oyların sandalyelere dönüştürülmesi yöntemiyle, yani dar anlamda seçim sistemiyle sınırlı değildir; bunun dışında, geniş anlamda seçim sisteminin diğer unsurlarında da ciddi sorunlar mevcuttur . Seçim yasalarından, bir yandan toplumun eğilimlerini yasama meclislerine yansıtması bir yandan da ülkeyi yönetecek çoğunlukların oluşturulmasına olanak vermesi beklenmektedir. Seçim sistemlerini bu işlevleri açısından belirleyen iki özellik, temsilde adalet ve yönetimde istikrar (fayda) ilkeleridir . Ancak bu her zaman gerçekleşmeyebilir. Ülkemizde şimdiye dek uygulanan seçim sistemlerinin de bu dengeyi sağladığı söylenemez. Bu ise seçim hakkı ve temsil hakkının kapsamının bilinçli bir biçimde daraltılması anlamına gelmektedir. AİHS Ek 1 No'lu Protokolün 3. Maddesiyle eklenen serbest seçim hakkı, düşüncelerin serbestçe ifade edilebildiği ve bunun güvence altına alındığı koşullar altında makul aralıklarda gerçekleştirilen ve gizli oyla serbest seçim yapılması demektir. Bunlar bir seçimin demokratikliğini belirleyen en önemli etkenlerdir. Bu nedenle ülkemiz seçim özgürlüğüne ilişkin uygulamasının tartışılması gereklidir. Gerek siyasal parti özgürlükleri ve gerekse seçim hakkı açısından ülkemiz uygulamasının pek çok sorunu içinde barındırdığı bir gerçektir. (Giriş'ten)

Çalışma giriş, üç ana bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır.
Birinci bölümünde "Siyasal Hak ve Özgürlük Kavramı ve Gelişimi" başlığında, siyasal hak kavramı incelenmiş, daha sonra siyasal hakların tarihsel gelişimi ele alınmış ve son olarak ülkemizde siyasal hakların Anayasal dönemler açısından düzenlenişleri incelenmiştir. İkinci bölümde 1982 Anayasasında siyasal hak ve özgürlüklerin düzenlenişi ele alınmış, böylece Türk siyasal yaşamındaki siyasal hakların alanı belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, siyasal hakların norm alanı üzerinde durulmuştur. Bu bölümde, anayasal ve yasal yasaklamalar incelenerek bu uygulamaların Türk siyasal hayatı üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Hakların sınırı ve yasaklama nedenleri konuyla ilgili başta Anayasa Mahkemesi kararları olmak üzere ulusal ve ulusal üstü mahkemelerin verdikleri kararlarla irdelenerek ayrıntılı bir biçimde tartışılmıştır. Sonuç kısmında ise, tez boyunca ulaşılan veriler ve tespitler bir arada değerlendirilmiş ve siyasal hak ve özgürlüklere ilişkin eriştiğimiz sonuçlar ışığında önerilere yer verilmiştir.

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.
İlgili Yayınlar